Adres
  • Ordu Bulvarı Cad. No:22/1A
    Genelioğlu Apt Afyonkarahisar

İdrar Kaçırma

 

Ürojinekoloji, özellikle kadın hastalıkları ve doğum ile üroloji branşlarının kadınlarda aşırı aktif mesane, pelvik organ sarkmaları, idrar kaçırma şikayetleri ve genital bölge şekil bozuklukları ve fonksiyon kaybı gibi sorunların tanı ve tedavisini konu edinmiş alanıdır. Pelvik kas tabakasının desteğini yitirmesi sonucu idrar torbasının aşağı sarkmasına sistosel, barsakların vajen kanalın içine fıtıklaşmasına rektosel ve enterosel denilir.Kişilerde fonksiyonel ve kozmetik olarak görüntü de rahatsızlık hissi verir.

İdrar kaçırma (Üriner inkontinans ) kadınlarda sık görülen sosyal ya da hijyenik açıdan sorun oluşturan istem dışı idrar kaçırma durumudur. Özellikle menopoz sonrası iki kadından birinde görülmektedir. Hastalar idrarlarını tutamadıkları için sıvı alımını kısıtlarlar,dışarıya çıkmaya çekinirler.Evden fazla uzaklaşmak istemezler.Cinsel ilişki sırasında idrar kaçırdıkları için cinsel isteksizlik olmaya başlar. Pet kullanırlar veya evde kalmayı tercih ederler.Genital organlarda sarkmalar ve şekil bozuklukları ise ilerleyen yaş, zor doğumlar ve kronik sistemik hastalıklar ile birlikte meydana gelebilir.

İdrar kaçırma, organ sarkması ve genital bölge şekil bozuklukları utanıldığı için şikayetlerini rahatlıkla söyleyemediği ve hangi bölüme gideceğini bilemediği için hastalığın tedavisini geciktirmekte ve hastalığın ilerlemesine neden olabilmektedir.

Aslında üriner inkontinans kendi başına bir hastalık değil bir hastalığın belirtisidir (semptom).

İdrar Tutamama Görülme Sıklığı
İdrar tutamama ve idrar kaçırma problemleri kadınlarda erkeklere göre iki kez daha sık görülür.

Rahim sarkması (prolapsus uteri), idrar torbası sarkması (sistosel) ve barsağın sarkması (rektosel) gibi durumlar da üriner inkontinansa eşlik eden durumlardır. Üriner inkontinans çoğu kez tedavi edilebilir olmasına rağmen bazen tanı almada çeşitli zorluklarla karşımıza çıkmaktadır. Hastaların idrar kaçırma yakınmalarını hekimlerine söylemekte çekinmesi, hekimlerin de tıbbi öykü (anemnez) ve muayenede üriner inkontinansı sorgulamaması nedeni ile yeterince tanı almamaktadır.

Ülkemizde yaşam süresinin uzaması sonucunda yaşlı nüfusunun giderek artması, toplumun sosyo-ekonomik düzeyinin yükselmesi ve kalite yaşam beklentilerinin artması sonucunda idrar kaçırma şikayetleri ile kliniklere başvuran hasta sayısında son yıllarda bir artış gözlenmektedir.

İdrar kaçırma şikayetlerinin giderilmesinde cerrahi olmayan yöntemler, medikal ilaç tedavileri yanısıra uygulanan bir takım cerrahi ameliyatlar bulunmaktadır.

MESANENİN ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ

Mesane duvarı, “detrusor kas” adı verilen düz kaslardan oluşan kese biçiminde bir organdır. 

Mesanenin iç yüzeyi kıvrımlı bir mukoz membran örtülüdür.

Her iki böbreklerden gelen idrar “üreter” adı verilen kanallar ile mesaneye dökülür. Mesanede depolanan idrar ise belli kapasiteyi doldurduktan sonra oluşan “işeme hissi” sonucunda “üreter” adı verilen kanaldan dışarı boşalmaktadır.

Mesanenin İşlevleri ve İşeme Fonksiyonu

Toplama ve depolama aşamasında mesane, hacim kapasitesi saatler içinde 300-600 mL ye ulaşacak şekilde dolar. Mesane kasının esnekliğine (gerilimine) bağlı olarak, bu aşamada mesane içi basınçta kayda değer bir artış olmaz.

İdrar çıkışı; mesane boynundan çıkan dışa açılan kanal olan “üretra”nın boynundaki kaslar ve mesanenin kendi esnekliği ile engellenmektedir. İdrarın depolanması otomatik olarak kontrollü bir süreçtir.

Mesane duvarındaki genişlemeye duyarlı alıcı hücreler (reseptörler), geriliminden kaçınmak için ilk idrara çıkış isteği sinyallerini iletirler. Bu ileti baskılanabilir bir uyarıdır. Kapasite tam olarak dolduğunda ise idrara çıkış istemi maksimuma ulaşır ve istemli şekilde idrar çıkışı başlatılır.

İdrar boşaltımı aşamasında mesane kası kasılarak mesane içi basınç artar ve mesane çıkışındaki büzücü (sfinkter) kaslar gevşeyerek idrarın dışarı çıkışını sağlar.

Depolanan idrar normal koşullarda 15-20 saniye içinde mesaneden dışarı atılır. Mesane, otonom sinir sisteminin iki bölümünden gelen liflerle uyarılmaktadır.

Mesanedeki ve üretradaki kaslarda meydana gelen yangısal (enflamatuar) veya travmatik değişiklikler ile sinir sistemindeki bazı hastalıklar, kısmi veya tam mesane işlev ve koordinasyon kayıplarına neden olabilir.

Tüm bu değişiklikler kendilerini idrar kaçırma veya mesanenin idrar boşaltma işlevlerinde bozulmalar şeklinde gösterir.

İdrar kaçırma şikayetinin sık görüldüğü durumlar nelerdir?

*Kadınlarda daha sık görülür.

*Aile öyküsü ( bazı bağ doku hastalıkları) ve bazı ırklarda daha sık gözlenir.

*Zor doğum yapmış,iri bebek doğurmuş,çok doğum yapmış olanlar.

*İdrar yolu enfeksiyonları

*Diabet gibi bazı sistemik ve nörolojik hastalıklarda.

*Obez kişilerde.

*Sigara içen ve kronik öksürük olanlar da.

*Bazı ilaçlar yan etki olarak öksürük yapabilir bunlara da dikkat etmek gerekir.

*Menapoz ve ileri yaş dönemi.

*Kronik kabızlık.

*Geçirilmiş jinekolojik , üriner sistem ve omurilik ameliyatlarından sonra da gözlenebilir.

İstemsiz olarak idrar kaçırma, her zaman araştırılması gereken bir durumdur. Bu araştırmalar sonucunda, idrar kaçırmanın tipi belirlenir ve buna yönelik tıbbi veya cerrahi tedavi yapılır.

İDRAR KAÇIRMANIN TİPLERİ

Klinik yönden bakıldığında inkontinans bir bulgu yani semptomdur. Altta yatan patolojik durum saptanarak duruma göre tedavi planlanmaktadır. Ürodinamik çalışmalar şu ana kadar üriner inkontinansın altı tipini tarif etmiştir.

1- Stres Üriner İnkontinans (SUİ):  Öksürme, hapşırma, ıkınma veya fiziksel egzersiz sırasında istemsiz idrar kaçırma problemidir. En sık olarak görülen tipdir.

2- Urge İnkontinans (Uİ):  Aniden ortaya çıkan şiddetli idrar yapma hissi ile birlikte görülen idrar kaçırma tipidir. Bu durumda kişi idrarı geldiğinde tuvalete yetiştiremeden kaçırma problemi ile karşı karşıyadır. Klasik bulguları; işeme (miksiyon) sıklığında artma (frequency), ani ve ertelenemeyen şiddetli idrar yapma hissi (urgency) ve bu hissin bastırılamayıp kaçırma ile sonuçlanmasıdır.

3- Mikst Üriner İnkontinans (MÜİ):  Mikst üriner inkontinans, stres ve urge üriner inkontinansın her ikisinin birlikte görüldüğü durumdur.

Epidemiyolojik çalışmalarda üriner inkontinansın %48’ini SÜİ, %17’sini Uİ, %34’ünü MÜİ oluşturmaktadır.
 
4- Overflow (taşma) İnkontinans: Overflov inkontinans, genelde detrusor kasının dolup aşırı gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkan inkontinans tipidir.

Özellikle şeker hastalığına bağlı sinir harabiyeti sonucunda (diabetik nöropati) ortaya çıkmaktadır ve bu durum “nörojenik mesane” olarak da isimlendirilir.  Bu durumda kişinin mesanesinin dolmasına rağmen idrar gelme hissi tam oluşmaz, idrar hissi oluştuğu anda ise kişi idrarını tutamayarak kaçırma problemi ile karşı karşıya kalır. Mesane çıkımındaki bazı darlıklar sonucunda da taşma inkontinansı görülebilir.

5- Fonksiyonel ve Bilişsel İnkontinans:  Fonksiyonel inkontinans, romatizmal bir takım hastalıklar gibi “hastanın hareket kısıtlılıklarına neden olan durumlar” sonucunda görülen idrar kaçırma problemidir.

Bilişsel inkontinans ise demanslı (bunaması olan) hastalar da sıktır ki bunlar ya tuvalete gitmeyi unuturlar ya da mesanelerinin dolduğunu fark edemezler.

6- Ekstraüretral İnkontinans:  Üretral çıkış dışındaki yerlerden idrar kaçağı olarak tanımlanır. Vezikovajinal, üreterovajinal ve üretrovajinal fistüller ve ektopik üreter gibi durumlarda görülür.



KADINLARDA İDRAR KAÇIRMA PROBLEMİ NASIL DEĞERLENDİRİLİR?
Değerlendirmede amaç stres inkontinansın ayırıcı tanısının yapılması ve diğer inkontinans tiplerinin değerlendirilmesi ve ayıklanmasıdır.

Üriner inkontinansın tanısal değerlendirmesi ayrıntılı bir öykü alma, fizik muayene, tam idrar tahlili (TİT), idrar kültürü ve böbrek fonksiyon testleri de içeren rutin labaratuar tetkikleri ile başlar. İnkontinansın en kesin tanısı yapılan bir jineko-urolojik muayene ile konmaktadır.

Muayene sırasında hastanın semptomları detaylı bir şekilde sorgulanır. Birden fazla semptom (belirti) varsa doktora hangisinin daha ağırlıklı olduğu belirtilmelidir.

Hikayede hekim tarafından kişinin idrar kaçırma ve işeme alışkanlıkları ile ilgili ayrıntılı sorular sorulur. Yine, mesane ve sfinkteri etkileyebileceği bilinen multipl sklerosis, omurga zedelenmeleri (spinal kord travması), şeker hastalığı (diabetus mellutus), parkinson, inme, myelodisplazi nörolojik hastalıklar sorgulanır.

Ayrıca hastanın geçirilmiş vajinal cerrahi, anti inkontinans ameliyatlar, abdomino perineal rezeksiyon, histerektomi (rahim alınması), mesane kapasitesini etkileyebilecek radyoterapi görüp görmediği kayıt edilir.

Diğer taraftan inkontinansa yol açabilecek ilaçların kullanılıp kullanılmadığı sorgulanır.
 
Ayrıntılı anamnez (öykü) alma sonrasında kişinin fizik muayenesine geçilir. Fizik muayene kişinin idrar kaçırma probleminin tipinin belirlenmesinde son derece önemlidir.

Fizik muayenede hekim tarafından hastaya bir takım testler uygulanır. Bu testlerden en sık uygulananları mesane boynunun vajinal yoldan kaldırılarak bakıldığı “Marshall testi” ile pamuk uçlu bir çubuk yardımı ile mesane boynunun hareketliliğinin ölçüldüğü “Q tip test” ’lerdir.


İDRAR KAÇIRMA- STRES İNKONTİNASTA LABORATUVAR TESTLERİ

Üroflovmetri

Üroflowmetri muayenehane ortamında dahi yapılabilen idrar akım hızının ölçülmesi ile idrar kaçırmada klinisyene oldukça detaylı bilgi veren basit bir laboratuar testidir.

Ürodinamik Testler

Sistometri, üretral basınç çalışmaları, basınç akım çalışması, sfinkter elektromyelografi ve video ürodinamik kısımlarından oluşan “ürodinamik inceleme” alt üriner sistemin dinamik olarak incelenmesini sağlayan bir tetkiktir. Amaç inkontinansın nedenini saptamaktır.

Ürodinamik değerlendirme ile ayrıca;
-Detrusor fonksiyonunu değerlendirmek ve tedavi sonrası gelişebilecek işeme disfonksiyonlarını tahmin edebilmek

-Üst üriner sistemi olumsuz yönde etkileyebilecek ürodinamik risk faktörlerinin tayini (detrusor sfinkter disinerjisi, düşük komplians, vesikoüreteral reflu)

-Pelvik taban prolapsının tayini ve anatomik abnormalitelerin düzeltilmesine ihtiyaç duyulup duyulmayacağının saptanması yapılabilmektedir.

Urodinamik test harici kişilerde uygulanabilen diğer laboratuar ve görüntüleme testleri ise sistometri, sfinkter elektromyelografi (EMG), videourodinami, MR (magnetik rezonans) ve ultrason’dur.

STRES ÜRİNER İNKONTİNANS
Stres üriner inkontinans (SUİ), karın içi basınç artışına bağlı olarak detrüsör kasının kasılması olmaksızın, üretradan istemsiz idrar kaçırma şeklinde tanımlanmaktadır.

Sters üriner inkontinans (SUİ), idrar kaçırmalarda en sık olarak görülen türdür.

Stres Üriner İnkontinens Nedenleri
SUİ’ye neden olan pek çok faktör bulunmaktadır. Ancak sıklıkla mesane ve rahim sarkmaları sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bu sarkmaların en sık nedenleri ise normal doğumlar sonrası meydana gelen bağ dokusu zayıflamalarıdır. 
Özellikle zor ve travmatik doğumlar, bebeğin normalden iri olması stres inkontinans görülme sıklığını arttırmaktadır. Riski arttıran diğer nedenler arasında ise ileri yaş, gebelik durumu, menapoza bağlı bağ dokusunun zayıflaması, şişmanlık ve kesin olmamakla beraber geçirilmiş histerektomi (rahim alınması) ameliyatları sayılabilir.

İleri Yaş- Yaşlanan hastalarda inkontinans ile birlikte artmış idrar yapma sayısı, gece idrara çıkma (noktüri) ve sık idrara çıkma (urgency) görülebilir; bunlar da yaşlanmaya bağlı santral sinir sisteminin alt üriner sistem üzerindeki kontrol mekanizmalarındaki zayıflamalar sonucunda olmaktadır.

Gebelik- Hem vajinal hem de sezaryen doğum yapan kadınlarda doğum yapmamış olan kadınlara göre daha sık olarak SÜİ izlenmiştir. Dolayısı ile hem gebelik hem de doğum, SÜİ için kendi başına bir risk faktörüdür.

Gebelikte sıklıkla farkında olmadan istemsiz idrar kaçakları ortaya çıkabilir ama bu durum genellikle geçicidir ve doğumdan kısa süre sonra kaybolur. Yine de gebelikte inkontinans şikâyeti başlayan kadınların belirgin bir kesiminde bu şikâyet doğumdan sonra devam etmektedir. Diğer taraftan gebelikte görülen inkontinans kadının ileriki yaşlarda inkontinans riskini arttırmaktadır. 

Doğum- Doğumları zor olan ve uzun süre sancı çeken gebelerde stres inkontinans görülme sıklığı daha fazladır. Ancak daha az sıklıkta olsa da sezeryen ameliyatı olan gebelerin de ileride idrar kaçırma şikayetleri olabilmektedir. Yine, çok doğum yapanlarda da idrar kaçırma sıklığı artmaktadır.   
 
Şişmanlık (Obezite)-  Fazla kilolara bağlı karın içi basıncının artışı idrar kaçırma riskinde artışlara yol açmaktadır. Kilo verme ile bu tür şikayetlerin görülme sıklığını azalabilmektedir.

Menopoz-  Bu dönemlerde daha sık olarak idrar kaçırma görülmektedir. Bu durumlarda menopoz sırasında eksilen estrojen hormonunu yerine koymak şikayetleri bir miktar azaltabilir. Ancak bu dönemde yaşlanmanın bağımsız etkisi de göz önüne alınmalıdır.

Stres Tipi İdrar Kaçırmanın Tedavisi Nedir?

Bu tip idrar kaçırmanın tedavisi cerrahi veya daha popüler daha avantajlı radyofrekanstır.Cerrahi tedavide, idrar yolu altına yama yani meş konularak, üretrayı destekleyerek idrar kaçırmayı engellemek amaçlanır ve vajinal yoldan operasyon yapılır.

Üretra altına yapılan 1cm’lik küçük bir kesiden iğne ile girilerek yama üretra altına yerleştirilir. Amaç dokulara en az zarar vererek kısa sürede işlemi bitirmektir. Konulan meşin gerginliği bu konuda deneyimli cerrah tarafından belirlenir. TVT (Tension free Vaginal Tape), TOT (Trans Obturator Tape), Miniaskı bu amaçla yapılan ameliyatlardır. Ancak bir cerrahi yöntem olduğu için; enfeksiyon, kanama, hastanede kalış süresi iş  gücü kaybı anesteziye bağlı riskler mevcuttur. vajinal yoldan mesh konulduğu için operasyon sonrası ilişki yasağı anlatılmalıdır.Bu operasyonların diğer bir dezavantajı operasyonlarının kadın seksüel fonksiyonlarını negatif etkilemesidir. Bu negatif etkinin nedenlerinin en başında operasyonlarının sonucunda ortaya çıkan erozyon/ekstrüzyon önemli yer tutmaktadır. Bunun dışında orgazm yönünden önemli vajen ön duvarının sinir ve damarlanma yapısının bozulması sonucu özellikle seksüel disfonksiyon olabilmektedir. Bazı çalışmalarda vajen darlığı veya vajen gevşekliğinin de seksüel disfonksiyon yapabileceği belirtilmiştir. Ayrıca  ameliyat olan hastaların yaş faktörlerinin ve menopozal durumlarının da göz önünde bulundurulması ve vajinal atrofiye ve vajen kuruluğuna da dikkat edilmesi gerekmektedir.

Son yıllarda uygulanmakta olan jinekolojide radyofrekans uygulamaları ile hafif ve orta derecede idrar kaçırma ve miks tip idrar kaçırma tedavisinde ağrısız,anesteziye gerek duymadan,ameliyatsız,kesi ve dikiş olmadan, kanama olmadan ,ayaktan gelip istediğiniz zaman uygulanabilecek yöntemler bulunmaktadır. Bu uygulamada hasta jinekolojik masaya alınır ve radyofrekans ile kollajen dokularda üretimi artırarak idrar torbasını yerinde tutan destekleyen vajen ve pelvik kaslarda sıkılaştırma yapar. Böylece idrar kaçırma ve idrar tutamama şikayetlerini tedavi etmekte ek olarak atrofi ve kuruluk semptomlarını iyileştirmektedir.

Hasta yönünden avantajları nelerdir?

*Ameliyat ve anesteziye gerek yoktur, kesi ve dikiş izi olmaz.Ağrı ve acı yapmaz.

*Yapılacak işlem öncesi ve sonrası özel hazırlığa gerek yoktur hasta gelip istediği zaman yaptırabilir.

*İşlem süresi 20 veya 25 dakika sürer.Dokularda hasar yapmaz.

*Bazı hastalarda 1 ay sonra ikinci bir uygulama gerektirebilir.

*Günlük işlerine hasta hemen dönebilir.

*Komplikasyon ve yan etki yapılan çalışmalarda bildirilmemiştir.

*Uygulama sırasında yapılacak vajen gençleştirme yenileme ile vajen bölgesinde darlık oluşturulabilir. rsktosistosel derecesini azaltır, kuruluk semptomlarını düzeltir.

*Cinsel hayatı normale döner.

İDRAR KAÇIRMA SORUNUNDA AMELİYATSIZ TEDAVİLER

Pelvik Taban Eğitimi
Pelvik taban kaslarının eksersizleri (Kegel eksersizleri); vezikoüretral bileşkeye olan desteği kuvvetlendirmeye yönelik olup, tedavideki ilk basamaktır.

Kegal egzersizleri hastalara pelvik taban kaslarını ayırdedip, gerekli kasları kasmayı öğretmeyi amaçlar. Uygun vakalarda %5O-75 oranında düzelme bildirilmiştir.

Biofeedback
Kişinin farkında olmadığı fizyolojik olayların monitörize edilebildiği ve hasta tarafından denetlenebildiği aletlerin kullanımını içerir. Amaç; pelvik taban ve perine kasların gerginliğini sağlayarak, sfinkter (büzücü kas) kontrolüne yardım etmektir.

Fonksiyonel Elektriksel Sitümulasyon (FES)
Anal veya vaginal problar yardımıyla, 50-100 Hz. frekansında akım kullanarak pelvik sinirlere uyarı verilmektedir. Böylece üretra çevresi kaslarda refleks kasılma yaparak, üretral kapanma basıncının arttırılması amaçlanmaktadır.

Östrojen Hormonu Uygulaması
Mesane mukozası ve mukoza altı dokusunun uyarılarak dolaşımın arttırılması ve bu şekilde düz kas yanıtının arttırılması ve üretra çıkışında düzelmenin sağlanması amacıyla bazı hastalara lokal estrojen uygulaması verilebilir. Özellikle menopoz dönemindeki hastalara fitil, krem veya jel şeklindeki lokal estrojen uygulamaları fayda verebilmektedir.

Ağızdan İlaç Tedavileri
Mesane boynu ve  üretrada yoğun bir şekilde  “adrenerjik reseptörler (alıcı hücreler)” bulunmaktadır. Bu reseptörlerin uyarılması ile mesane çıkış direnci arttırılmaktadır. Yine antikolinerjik, trisiklik antidepresan ve prostaglandin sentez inhibitörü ilaçların stres inkontinansa bağlı şikayetlerde azalma sağladığı izlenmiştir.

Radyofrekans ile idrar kaçırma tedavisi
Günümüzde çok ileri düzeyde sarkma şikayeti olmayan hastalarda radyofrekans ile vajina daraltma ve idrar kaçırma tedavileri uygulanabilmektedir. 

Özellikle radyofrekans ile yapılan SUİ tedavilerinde oldukça yüzgüldürücü sonuçlar alınmaktadır.

Radyofrekansın termal etkisi ile mesane boyundaki bağ dokusunda kollajen sentezi arttırılarak bir stabilite elde edilmektedir. Böylelikle idrar tutamama sorunu giderilebilmektedir. 

İşlem ortalama 20 dakika kadar sürer ve bir ay arayla, 2 veya 3 kez tekrarlanması önerilir. 

Radyofrekansla idrar kaçırma tedavisi ameliyatsız ve en etkin tedavi yöntemleri arasındadır. 


KADINLARDA İDRAR KAÇIRMA SORUNUNDA CERRAHİ TEDAVİLER 
(İdrar Kaçırma Ameliyatları)


Bu ameliyatların kısa dönem başarı oranları uygulanan tekniğe göre %73-96 arasında değişmektedir. Genellikle ilk cerrahi girişimin başarı şansı en yüksektir.

Stres inkontinansta cerrahi tedavinin seçimi;

  • İnkontinansın tipine
  • Beraberinde eşlik eden sarkma (pelvik prolapsus) durumuna ve derecesine
  • Üretral nedbe (skar) varlığına
  • Hastanın yaş, kilo ve menapozal durumuna ve cerrahın kişisel seçimine bağlıdır.    

Mesane sarkması (sistosel), barsak sarkması (rektosel, enterosel) gibi eşlik eden patolojiler varsa cerrahi girişim ona göre karar verilerek vaginal yaklaşımla (alttan) sarkmalar (prolapsus) düzeltilmekte ve inkontinans giderilmektedir.

Ameliyat tipinin seçiminde; hastanın genel durumu, üretranın testlerde hareketlilik durumu, ameliyat öncesi ürodinamik parametreler, cerrahi deneyim ve uygulanacak tekniğin olası komplikasyonları göz önünde bulundurulur.

Stres İnkontinansta Uygulanan Ameliyatlar
Kolporafi Anterior (CA) ve Kelly Plikasyonu:  İdrar kesesinin sarkması ve idrar kaçırma şikayetlerinde yapılan en eski ameliyatlardan birisidir. Başarı oranı %30-70 arasında değişmektedir.

Diğer cerrahi operasyonlar:

  • Karından yapılan kesi ile mesane boyunun asılması (MMK-Burch-Laparoskopik)
  • Vajina içinden iğne ile sabitleme ameliyatları ( Pereyra-Stamey-Raz-Gittes)
  • Sling Prosedürleri (Raz ant.vaginal wall-Vaginal wall island-fasyal ‘TVT-TOT-İVS’)
  • Periüretral Enjeksiyon (Teflon-Kollajen-Otolog yağ ve kan)
  • Artifısyal (Yapay) Üriner Sfinkter (AMS-800) ‘dir.


Şimdi de bu cerrahi operasyonları tek tek ele alalım.

1. Karından yapılan kesi ile mesane boyu asılması ameliyatları
Genç, şişman olmayan ve üretrası mobil (hareketli) olan kişilerde tercih edilen karından yapılan kesi ile uygulanan cerrahi ameliyatlar uygulanabilir.
Bunlar:
- Marshall-Marchetti-Krantz (MMK) Operasyonu : Mesane boynu ve üretra boynundan geçen dikişler pubis kemiğine bağlanır. Böylece mesane boynu ve üretra yüksek pozisyona alınmış olur.

-Burch Operasyonu : Mesane boynu ve üretra boynundan geçen dikişler iliopektinal ligamentten (Cooper ligamenti) geçerek bağlanır.

-Laparoskopik Kolposüspansiyon: MMK veya Burch operasyonunun laparoskopi eşliğinde (kapalı olarak) yapılmasıdır. 

2. Vajina içinden iğne ile sabitleme ameliyatları
Bu tür ameliyatlarda ön vaginal duvara atılan dikiş ipliklerinin bir iğne yardımıyla suprapubik bölgeye alınıp bağlanması ve böylece mesane boynu ile üretra çıkışının kaldırılması amaçlanır.

Bu operasyonlar daha çok prolapsusu (sarkması) bulunan, yaşlı, operasyon süresi kısa sürmesi gereken, üretrası da aşırı hareketli (hipermobil) olan vakalarda tercih edilir. Bunlardan en sık uygulananları:

-Pereyra Operasyonu: Bu çeşit operasyon ilk kez 1959 da Armand Pereyra tarafından tariflenmiştir. Hem karından hem de vajinal yaklaşım ile mesane ön kısmına uzun bir iğne kullanarak dikiş konulması ile üretral süspansiyon yapılmıştır. Bu şekilde mesane boynuna konulan iki dikiş ile fiske edilerek mesane boynu “salıncak” şeklinde asılmaktadır. Nadiren yapılan ameliyatlardandır.

Diğer iğne operasyonları:
- Stamey Operasyonu
- Raz Operasyonu
- Gittes Operasyonu’dur.
 
3.  Sling Prosedürleri
Askı ameliyatlarının ortak noktası, üretra ya da mesane boynunun tamamen altından geçip karın duvarına asılan şerit şeklinde bir materyal kullanılmasıdır.

Hem mesaneyi yükseltmeleri, hem de daha güçlü bir destek sağlamaları nedeniyle popüler hale gelmişlerdir. Bu amaçla vajina ön duvarı, kas veya kas kılıfı, sentetik bazı maddeler (Teflon, Gore-Tex, Mersilene ve Marlex) kullanılmaktadır.

Sling prosedürleri en sık olarak gerçek stres inkontinans (iç büzücü kas yetmezliği ve/veya üretral mobiliteye bağlı) ve Mixt Üriner İncontinans durumlarında uygulanmaktadır. 

- TVT Operasyonu: TVT(“tension-free vaginal tape”)  operasyonları lokal, bölgesel veya genel anestezi eşliğinde uygulanabilir. Operasyondaki amaç üretra çevresine yerleştirilen “poliprorpilen bant” tan oluşan askı materyali ile üretranın yükseltilmesidir. Zaman içinde bu bant doku reaksiyonu ile nedbeleşerek üretraya destek sağlamaktadır. Diğer ameliyatlara göre daha az travmatik bir operasyondur.

- TOT Operasyonu:  Nisbeten yeni bir ameliyat yöntemidir.Bu ameliyatta vajinal yolla yapılan ince bir kesi ile “polipropilen mesh” adı verilen bir bant, özel bir iğne yardımı ile yerleştirilerek üretral kanal yükseltilir.

Ameliyattan 24 saaat sonrasına kadar mesane içine yerleştirilen bir sonda ile mesanenin direne olması sağlanır. Daha sonra sonda çekilir. 

- Diğer Sling Teknikleri:  Diğer Sling teknikleri arasında ise Raz anterior vajinal duvar slingi, Vajinal duvar island slingi ile Bone anchoring medotları bulunmaktadır.

4- Periüretral Enjeksiyon
Bu metod daha çok genel anestezi riskini alamayacak olan hastalarda, lokal anestezi altında sistoskopi adı verilen bir cihaz kontrolünde, mesane boyu ve üretra çevresine bir takım maddelerin enjeksiyonunu içerir.

En sık olarak enjekte edilen materyaller teflon, kollajen, yağ ve kan hücreleridir. Amaç belli bir sürede olsa üretraya baskı yaparak direnç artışı sağlamak ve bu şekilde idrar kaçışını engellemektir.

5- Artifisiyel (Yapay) Üriner Sfinkter         
Defalarca inkontinans operasyonları geçirip (Sling ve periüretral enjeksiyon dahil), başarısız sonuç alınan veya komple sfinkter (mesane boyu büzücü kas) yetmezlikli hastalarda uygulanır.Bu işlem için kullanılan cihaz, vaginal veya karından mesane boynuna yerleştirilir.

Sizlere önerimiz rahatsızlığınız için jinekolog doktorunuza başvurduğunuz zaman idrar kaçırma ve tutamama ,cinsel şikayetlerinizi anlatmaktan çekinmeyiniz.İdrar kaçırma ve tutamama sizin için sorun olmaktan çıksın eski sosyal yaşantınıza geri dönmenin keyfini çıkartınız.

En iyi günler sevdiklerinizle birlikte sizlerin sağlıklı olsun....

 

Op. Dr. Nadire Tuncer kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınan ürojinekoloji alanında hastaların idrar kaçırma, pelvik organ sarkması ve genital bölge fonksiyon ve şekil bozuklukları gibi şikayetlerin tanı ve tedavisi konusunda Ordu bulvarı, Orduevi karşısı/ Afyonkarahisar da yer alan kliniğinde  hizmet vermektedir.

 

    

 


Sayfamızı Paylaşın