Adres
  • Ordu Bulvarı Cad. No:22/1A
    Genelioğlu Apt Afyonkarahisar

Aile Planlaması

Aile Planlaması Hakkında Genel Bilgiler

Bir kadının bir adet kanamasının başlangıcından diğer adetinin kanamasına kadar geçen süreye "bir adet ayı (=bir siklüs, periyod)" adı verilir. Normalde modern bir kadın hayatı boyunca ortalama 420 adet siklüsüne sahiptir.

Halk arasında "doğal yöntemle korunuyorum" veya "eşim korunuyor" gibi söylemler ile kendisine yer bulan korunma yöntemi de tıpta "coitus interrruptus" olarak bilinen "Geri çekme yöntemi" dir.
Coitus interruptusta başarısızlık oranı en fazla olmasına rağmen Türk toplumunda en çok tercih edilen gebelikten korunma yöntemi olarak görülmektedir.

Nüfus planlaması  nedir?
"Nüfus planlaması" ise bir ülkenin politikaları gereği yasaları ile doğurganlığın sınırlandırılmasıdır. Bu ülkelere örnek olarak Çin’i verebiliriz.

Bizim ülkemizde aile planlaması yöntemleri devlet tarafından desteklenirken, nüfus planlaması benimsenmemiştir.

Yine, bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde aile planlaması yöntemi olarak "Sterilizasyon" adı verilen kesin kısırlaştırma işlemleri ve Spiral (RİA, Rahim İçi Araç) uygulamalarına en sık olarak başvurulmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde ise doğum kontrol hapları ile erkeklerde prezervatif (kondom, kılıf) kullanımları daha yaygındır.

Üreme Hakları ve Cinsel Haklar Bildirgesi’ne göre…
"Uluslararası Aile Planlaması Federasyonu'nun (IPPF)" 1995'te kabul ettiği Üreme Hakları ve Cinsel Haklar Bildirgesi’ne göre (Madde 8); tüm kadınların, üreme sağlığının korunması, güvenli anneliğin sağlanması ve gebeliğin güvenli sonlandırılması için gereken ve tüm kullanıcılar için ulaşılabilir, kabul edilebilir, kullanışlı ve ödeyebilecekleri bir bedel karşılığında bilgi, eğitim ve hizmetlere ulaşma hakkı vardır.

Tüm bireyler güvenli, etkili ve kabul edilebilir doğurganlığı düzenleme yöntemlerinden olabildiğince çoğuna ulaşabilme hakkına sahiptir.

Tüm bireyler, istenmeyen gebeliklerden korunma yöntemleri içinden kendileri için güvenli ve kabul edilebilir olanı özgürce seçmek ve kullanmak hakkına sahiptir.

Tek bir korunmasız cinsel ilişkinin siklusun ovulasyon dönemine yakınlığına bağlı olmak üzere %25'lere varan yüksek gebelik riskine neden olabileceği bildirilmektedir.

Aile Planlaması Yöntemlerinden Hangileri En Etkilidir?

"Sterilizasyon" adı verilen kesin kısırlaştırma işlemi hamilelikten korunmada en etkili, fakat geri dönüşümü olmayan doğum kontrol methodudur.

Sterilizasyon eğer kadında uygulanırsa bu işleme "Tüp ligasyonu (Tüplerin Bağlanması)" adı verilip, yumurtalıklardan rahimebir köprü konumunda bulunan kanalların küçük bir operasyonla bağlanmasıdır.

Erkekte ise "Vazektomi (Tüplerin Bağlanması)" adı verilen işlemle, spermlerin üretildiği testisler ile erkek üreme organları arasındaki kanalların küçük bir cerrahi operasyonla bağlanabilir. Vazektomi sonrası 6 hafta veya 15 ejekulasyon (meninin boşalması) sonrası ancak kesin kısırlık gelişir. Vazektomiye halk arasında "erkekte kordonların bağlanması" adı verilmektedir.

Yapılan araştırmalar; bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde, spiral uygulamalarının gebelikten koruyucu etkinliği doğum kontrol haplarına göre çok az da olsa üstünlüğünü göstermiştir. Doğum kontrol hapları alan hastanın bilinçli olması ve ilacını düzgün şekilde kullanması (uyuncunun iyi olması) son derecede önemlidir.
Ancak unutulmamalıdır ki; hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın her türlü adet gecikmesinde öncelikle bir gebelik testi yapılmalıdır. Çünkü hiçbir korunma yönteminin %100 koruyuculuğu yoktur.

Hangi Doğum Kontrol Methodu Daha İyidir?
Aslında, bu sorunun cevabı yoktur. Korunmak için pek çok alternatif vardır ve seçilecek yöntem "kişiye özgü" olmalıdır. Uygun yöntemi bulmak için bir jinekoloğa gidip danışmanız ve gerekirse genel bir muayeneden geçmeniz gerekebilir.

Jinekolojik muayene sonrası her kişiye uygun bir doğum kontrol yöntemi belirlenebileceği gibi, herkes için en uygun doğum kontrol hapı veya en uygun spiral çeşidi de yine bir kadın doğum uzmanı tarafından önerilip uygulanabilecektir.

Doğum kontrol yöntemi seçiminde kişinin yaşı, doğum yapıp yapmadığı, adetlerinin düzeni, alışkanlıkları, cinsel yaşantısı gibi pek çok faktör rol oynar. Bu nedenle "sizce en uygun doğum kontrol yöntemi nedir?" sorusu yerine "benim için en uygun doğum kontrol yöntemi nedir?" öncelikle sorulmalıdır. Bu soruya en doğru ve gerçekçi cevabı ise doktorunuzla birlikte, siz ve partneriniz ortaklaşa verecektir.

Doğum Kontrol Yöntemlerinde Başarısızlık Nasıl Hesaplanır?

Doğum kontrol yöntemleri uygulanmasına rağmen gebelik oluşmasındaki iki temel nedenden birisi yöntemin başarısızlığı, diğeri ise kullanıcı hatasıdır.


Doğum kontrolü yöntemleri başarılı olsa da kurallarına uyulmadan uygulandığında hamilelik riski yükselmektedir. Bu nedenle tipik kullanıma bağlı hamilelik risklerini de bilmek yararlıdır.

Hangi yöntemi uyguluyor olursanız olun adet gecikmesi veya hamilelik belirtileri varsa en kısa sürede jinekolog doktorunuza başvurunuz.

Doğum kontrol yöntemlerinin başarı oranları özel bir formüle göre hesaplanır.

100 kadın bir yıl boyunca bir yöntem uyguladığında oluşan gebelik sayısı "PEARL indeksi" olarak tanımlanır. Çeşitli doğum kontrol yöntemlerinin başarı oranları da bu formüle göre kıyaslanır.

 
Evli çiftlerin istedikleri zaman istedikleri kadar cocuk sahibi olmaları, istemedikleri zaman da bu gebeliklerin önlenmesi, aile planlamasının tanımı ve amacıdır. Bunun için pek çok yöntem bulunmaktadır. Hangi yöntemin en uygun olacağı kişiden kişiye farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle gebelikten korunmak isteyen bireylerin hekime danışarak, kendileri için en uygun korunma yöntemini seçmeleri ve kullanacakları yöntem hakkında tam bilgi sahibi olmaları doğru olacaktır.
 
Pearl indeksi nedir?
 
Aile planlaması metodlarının etkinlikleri karşılaştırılırken "Pearl İndeksi" dediğimiz bir oran kullanılır. Pearl indeks, 100 kadın yılında izlenen başarısızlık oranıdır. Daha kolay bir ifade ile bir yıl içinde yöntemi kullanan 100 kadından kaç tanesinin gebe kaldığıdır.
 
Aile planlamasında doğal yöntemler:
 
Çiftlerin, doğurganlık bilinciyle gebeliği önlemeyi ya da oluşturmayı sağlayan bazı kuralları birlikte uygulaması olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü, doğal Aile planlamasını, menstrüel siklusun (adet siklusu) fertil ve infertil dönemlerinde, doğal belirti ve semptomları gözleyerek gebeliğin planlanması ya da gebeliğin önlenmesi yöntemleri olarak tanımlamıştır.
 
Bazal Vücut ısısı yöntemi:Ovulasyondan (yumurtlamadan) sonra progesteron hormonunun etkisiyle vucut ısısı 0.2 – 0.5 °C artar. Her gün düzenli vücut ısısı kaydı yapılıp, üst üste 3 gün belli bir düzeyin üzerinde seyreden vücut ısısı saptandıktan sonraki günler güvenli dönem olarak kabul edilir.
 
Takvim yöntemi:Düzenli adet gören kadınlarda, ovulasyonun, adeti takip eden 14 – 21. günler arasında olacağı varsayılıp ve bu günlerde ilişkiye girilmemesi esasına dayanır. Pearl indeks % 20'dir, bir diğer değişle başarı oranı %80'dir
 
Mukus yöntemi:Ovulasyon döneminde servikal mukus, miktar olarak artar, ince, berrak, iki parmak arasına alındığında uzayan bir yapıya sahip olur. Bu yöntem, mukusun yapısının ve miktarının ovülasyon dönemini işaret ettiği günlerde cinsel ilişkiden kaçınılması esasına dayanır.
 
Geri çekme yöntemi:Cinsel ilişkide, boşalma sırasında, erkeğin penisini kadının vajinasından dışarı çıkarıp, dışarıya boşalmasıdır. Bu yöntemin uygulanabilmesi zordur, bireylerin deneyimli ve bu konuda kesin kararlı, psikolojik olarak buna hazır olmaları gerekmektedir. Aksi takdirde başarı oranları düşmektedir. Gebeliği önleme başarısı % 81' dir.
 
Emzirme:Doğumu takip eden ilk 3ayda, anne, ek gıda vermediği bebeğini sık aralıklarla, günde 60 dakikadan az olmayacak sürede emziriyor ve adet görmüyorsa yumurtlamanın henüz başlamadığı kabul edilir. Ancak bu, adet görmeyen her kadının yumurtlamadığı anlamına gelmeyeceği için çok güvenilir bir yöntem değildir.
 
 
 
Aile planlamasında kullanılan bariyer yöntemleri nelerdir?
 
Spermin, kadının rahmine ulaşmasını mekanik olarak engelleyen yöntemlerin tümüdür.
 
 

Prezervatif (Kondom, Kılıf):
İlk olarak İngiliz hekim "Dr. Condom" tarafından dönemin Kralı'nın 100'den fazla olan gayri meşru çocuklarını sınırlamak amacıyla tasarlanarak yapıldığı bildirilmektedir.
Günümüzde kondomlar "lateks" adı verilen bir maddeden üretilmektedir. Özellikle sperm öldürücü (spermisid) bir maddenin eklenmesiyle de usulüne uygun kullanıldığında etkinliği yüksek bir doğum kontrol yöntemidir.

Prezervatif (Kondom, Kılıf) nasıl gebelikten korunma sağlar?
Kondom, ejakülasyon (boşalma) esnasında spermlerin (erkek tohum hücrelerini) vajinaya dökülmesini, dolayısıyla rahim ve tüplere ulaşmasını engelleyerek gebelikten korunma sağlar.
Kondomun kullanımı özellik taşır. Eğer düzgün kullanılmazsa etkinliği azalır.
Piyasada prezervatiflerin ince dokulu, tırtıklı, kokulu, değişik renkli ve içinde lokal anestezik bulunduran geciktiricili tipleri mevcuttur.  

Kondom (prezervatif, kılıf) kullanırken nelere dikkat edilmelidir?

  • Her kondom tek kullanımlıktır. Her ilişki esnasında yeni bir kondom kullanılmalı ve çıkarıldıktan sonra penis başında az miktarda da olsa sperm bulunabileceğinden tekrar ilişkiye girilmemelidir.
  • Prezervatif seçerken dikkat edilmesi gereken bazı özellikler vardır. Özellikle spermisid (sperm öldürücü) içeren kondomlar tercih edilmelidir. Ayrıca Anti HIV (Aidse karşı) prezervatifler de üretilmiştir.
  • Kondom her ilişkide takılmalıdır Yalnızca gebelik açısından riskli günlerde uygulandığında koruyuculuk oranı düşer. Bu yüzden kadın adet döneminin hangi döneminde bulunursa bulunsun mutlaka her ilişkide kullanılmalıdır.
  • Kondomu ilişkinin başından itibaren takmalısınız.
  • En sık yapılan hatalı uygulama cinsel ilişkiye kondomsuz başlanması ve hemen boşalma öncesi dönemde takılmasıdır. Bu durum istenmeyen gebeliklerin oluşmasına neden olabilir. Zira boşalmadan önce de erkekte uyarılma döneminde salgılanan sıvılarda sperm hücreleri bulunmaktadır.
  • Boşalma sonrası, penis normal boyutuna dönmeden prezervatif vajinadan çıkarılmalıdır; yoksa kondom vajinada kalabilir. Bu durumda dikkatli bir şekilde işaret ve orta parmakları vajinaya yavaşça sokup kondomu bulunduğu yerden çıkarılmalıdır.
  • Kadında ya da erkekte lateks veya kondomun içerdiği spermisitlere karşı alerji olması durumunda prezervatif kullanılmamalıdır.
  • Kondom kullanımının en büyük avantajı düzensiz cinsel yaşamı olan çiftler için en uygun korunma yöntemi olmasıdır. Ulaşılması kolaydır ve ucuzdur.
  • Kondom kullanımının önemli avantajları vardır: Gebelikten koruması dışında AIDS, Hepatit B, Hepatit C hastalık etkenlerin cinsel ilişki sırasında bulaşmasını engeller veya bulaşma riskini azaltır. 


Kondom kullanımı HPV enfeksiyonunu önler mi?
Hayır.
  Kesin olarak önlemez, ancak geçiş olasılığını bir miktar azaltabilir.  HPV enfeksiyonları cinsel ilişki sırasında prezervatif kullanılmasına rağmen cildin cilde teması ile de geçebildiği için dikkatli olunmalıdır.  Cinsel yolla bulaşan hastalıklar 'dan koruma özelliği başka hiç bir aile planlaması yönteminde bu kadar etkin değildir.

Diğer taraftan Hepatit B ve AİDS çok uzun öpüşmeler sonucunda da geçebilmektedir. Bu yüzden dikkatli olunmalıdır.

  • Kondom ilişki sırasında yırtılırsa gebelik ve cinsel yolla bulaşan hastalık riski yüksektir.  Acil kontrasepsiyon uygulanması ve gerekirse enfeksiyondan korunmak için tedavi görülmesi amacıyla doktora başvurulması önerilir.
  • Prezervatif ile korunan çiftler, kayganlaştırıcı  (lubrikan) madde kullanmamalıdır. Kayganlaştırıcı maddeler yırtılma riskini arttırır.
  • Son kullanma tarihi geçmiş veya paket açık kaldığı için zarar görmüş kondomlar kullanılmamalıdır. Unutmayın; usulüne prezervatif  uygun kullanımda gebelik olasılığı çok çok azdır.

İlişki sırasında prezervatifin vajina içinde kalması durumu:
Çok nadiren de olsa özellikle genç çiftlerde prezervatif ilişki sırasında kadının vajinası içinde kalıp çıkmayabilir. Elle çıkarmayı denediğinizde kondom gelmiyorsa bir jinekolog hekimden yardım istemekte çekinmemelisiniz. Bu durumda da Acil kontrasepsiyon uygulanması (acil korunma) bir kürtajın önüne geçebilir.

Cinsel ilişki sırasıda prezervatifin vajina içinde takılı kalmasını engellemek için:

  • Prezervatifi sevişme başladıktan sonra "penis iyice sertleşince" takınız.
  • "Ejekulasyon" yani erkekte boşalma sağlandıktan sonra vajina içindeki penis sertliğini kaybetmeden çekilmelidir.
  • Ejekülasyon sonrası penis vajina içinden kontrollü bir şekilde ve yavaş yavaş çekilmelidir. Bu işlemi bir elinizle penisin en üst kısmını saran prezervatifin kıvrıntılı kısmını tutarak yapmalısınız.
  • Penis vajenden çekilirken kadın partner bacaklarını yanlara doğru açmalı, içe doğru kapatmamalıdır. Bu şekilde kondomun içeride sıkışarak kalması engellenmiş olur.
  • İçeride kalan ve elinizle çıkaramadığınız prezervatif için bir jinekologdan destek isteyiniz.
 
 
Diyafram: İlişki öncesinde, kadının rahim ağzına yerleştirilen kauçuk, şapka benzeri bir araçtır. Rahim ağzına spermisid (sperm öldürücü madde) uygulanması, fiziksel olarak diyaframı aşabilen spermlerin canlı kalabilmelerini engeller. Bu yöntemin avantajı vucuda herhangi bir zararı olmadan uygulanabilmesi ve adet kanamaları devam eden kadınların diyafram ile cinsel ilişkiye girebilmesidir. Tek başına kullanımda başarı oranı % 82'dir.
 
Spermisidler: İlişkiden önce vajina içine uygulanan krem, fitil veya köpük şeklinde olabilen, spermin canlı kalmasını engelleyen maddelerdir. Tek başına kullanıldıklarında etkinlikleri çok yüksek olmadığı için (%79) diğer bariyer yöntemlerle birlikte kullanılması etkinliğini artırır.
 
 
Aile planlamasında hormonal yöntemler nelerdir?
 
Vücuda dışardan küçük dozlu hormon vererek yumurtalık ve hipofiz bezinin çalışması önlenir. Yumurtlama, dolayısıyla gebelik olmaz.
 
 
1-Doğum kontrol hapları

Doğum kontrol hapları nasıl etki gösterir?
İçerdikleri hormonlar sayesinde, öncelikle yumurtlama (ovulasyon) sürecinin geçici olarak durdurulmasını sağlayarak etki gösteren doğum kontrol hapları, günümüzde modern kadının kontrasepsiyonda (aile planlamasında) ilk olarak düşündüğü yöntemler arasında gelir.

Doğum kontrol haplarının tıbbi literatürdeki ismi  "oral kontraseptif (Kısaca: KOK veya OKS)" yani ağızdan alınan gebelik önleyiciler olarak geçmektedir.

Gebelikten koruma nasıl oluşur?
Doğum kontrol hapları yumurtlamayı önleyici etkileri haricinde, rahim ağzı salgısının kıvamını arttırarak spermlerin içeriye geçişini engeller ve rahim içi dokusunu yani endometriumu incelterek yuvalanma (implantasyon) olayının önüne geçerler. Tüm bu etkiler sonucunda gebelikten koruyucu etki oluşmaktadır.

Doğum kontrol (OKS) hapları ne içerir?
En yaygın kullanılan doğum kontrol hapları östrojen ve progesteron hormonunun ikisini birden içeren kombine haplardır.

Ayrıca "yalnızca progesteron içeren (minipill)" doğum kontrol hapları da mevcuttur. Minipill haplar özellikle doğum sonrası emzirme dönemi için uygun ilaçlardır.

Eskiden kullanılan ve 50 mikrogram estrogen içeren haplar yerine, günümüzde artık 30 mikrogram içeren ve bu nedenle "düşük dozlu doğum kontrol hapları" olarak anılan ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlarda eskiye göre damar içi pıhtılaşma (trombus) ve diğer yan etkiler son derecede azdır.

Maalesef geçmiş zamanlarda kullanılan yüksek dozdu hapların yan etkilerinin yarattığı olumsuz ve haksız ön yargı halen günümüzde de devam etmektedir.

Düzenli olarak kullanıldıklarında doğum kontrol haplarının koruyuculuk oranları çok yüksektir.

Doğum kontrol hapları nasıl kullanılır?
Bu ilaçların kullanım şeması 3 hafta kullan- 1hafta bırak, veya 21 gün kullan-7 gün ara ver; şeklinde özetlenebilir. İlaçların tamamında, hapların üzerinde günler belirtilerek günleri şaşırma engellenmiştir.

İlk kez başlayacak olanların ilk hapı adet başlangıcının tercihen birinci veya ikinci günü almaları gerekir. 5. günden sonra alınmaları sonucunda gebelik oluşabilir.

Gebelikten koruma, daha ilk kutunun alımına başlanması ile başlayacaktır.


Doğum Kontrol Hapı Kullanırken Bilmeniz Gerekenler

  • Bir aile planlaması yöntemi düşünüldüğünde, özellikle de doğum kontrol hapları öncesi bir jinekolok tarafından  jinekolojik muayene şarttır.  Pek çok hap çeşidi vardır ve jinekolok doktor tarafından kişiye en uygunu seçilerek reçete edilir.
  • Haplar bir tablet tok karnına her gün belli bir saatte alınmalıdır. Tam saat çok önemli değilse de aynı vakitte olması önemlidir.
  • Kutularda 21 tablet bulunur. Bazı OKS hapları içinde ise 28 adet tablet vardır ve bunlar hiç ara vermeden kullanılmaktadırlar.
  • İçinde bulunan 21 tabletin bitiminden sonraki bir hafta ilaç alınmaz.
  • Her kutu bittikten 3-4 gün sonra normal adet görülür.
  • İkinci ve daha sonra devam eden kutularda, kutuya adetin kaçıncı günü başlandığı önemli değil; daha önce belirtildiği gibi 7 gün aralar ile başlanması önemlidir.
  • İki kutu arasında mutlaka adet görülmelidir. Adet görülmezse yeni kutuya başlanmamalı ve öncelikle bir gebelik testi yapılmalıdır.
  • Özellikle penisilin grubu gibi daha pek çok antibiyotik doğum kontrol haplarının etkinliğini azaltıp gebeliklere yol açabilir. Belli bir nedenden ötürü bu tür antibiyotikler kullanılacakça aynı anda ilave bir korunma yöntemi de uygulanmalıdır.
  • Bir tane hap alınmayıp unutulursa ve bir gün sonra hatırlanırsa hemen unutulan hap alınır. O gün içinde normal vakitte sıradaki hap da alınarak kutuya devam edilir. İlaç üç günden daha fazla unutulursa kalan tabletler yine düzenli olarak alınmaya devam edilir, ancak o ay prezervatif gibi ek bir korunma yöntemi uygulanmalıdır.
  • Doğum kontrol haplarına düşük veya kürtajdan hemen sonra başlanabilir. Ancak kombine doğum kontrol hapları (progesteron ve östrojen içerenler) anne sütünü azaltabileceklerinden doğumdan hemen sonra ve emzirme döneminde kullanılmamalıdır.
  • Emzirme döneminde doğum kontrol hapı olarak "sadece progesteron içeren doğum kontrol hapları (minipill’ler)" tercih edilebilir. Minipill’ler kullanılacaksa hep aynı saatte almaya dikkat edilmeli, 3 saatten fazla olan gecikme durumlarında korunma için 48 saat boyunca ilave bir yöntemle korunma sağlanmalıdır.
  • Emzirmeyi düşünmeyenlerde ise doğumdan 6 hafta sonra kombine haplara başlanabilir. Daha önce başlandığında damar içi pıhtılaşma sorunları oluşabileceğinden lohusalık döneminde kullanılması önerilmemektedir.

Ancak unutulmamalıdır ki doğumdan sonra yeni bir hamilelikten korunmaya başlamaya; düzenli emzirenlerde anneler doğumdan sonra 3 ay, emzirmeyen anneler ise en geç 3 hafta sonra geçmelidirler.

Kimler İçin Doğum Kontrol Hapı Kullanımı Sakıncalıdır?

  • Tromboflebit (damar içi iltihabı) öyküsü olanlarda,
  • Şüpheli meme kanseri durumunda,
  • 35 yaş üzerinde olan ve sigara içen kadınlarda,
  • Karaciğer hastalığı olanlarda,
  • Gebelik şüphesinde,

Nedeni belirsiz adet kanaması düzensizliklerinde doğum kontrol hapları kesin olarak kullanılmaz !!!

Ayrıca migren, hipertansiyon, şeker hastalığı, depresyon, epilepsi, safra kesesi hastalığı, orak hücreli anemi, gebelikte karaciğerin tıkanma rahatsızlığı olmuş olanlar, SLE (Sistemik lupus eritematosus) hastalığı ile kanda trigliserid yüksekliği olanlarda başka yöntemlerle korunmalarında fayda vardır.

Myomu olanlar düşük dozlu hapları kullanabilirler. Düşük dozlu haplar myomu büyütmez.

Doğum Kontrol hapları Kimler İçin En Uygundur?
Doğum kontrol hapları; daha önce doğum yapmamış, yeni evli olup hemen çocuk istemeyen çiftler için en uygun seçenektir.  Bilinenin aksine bir süre kullanılıp bırakıldıktan sonra (bu süre yıllar da olabilir) asla kısırlık yapmazlar.  

Hatta biz çoğu zaman kısırlık tedavisine başlamadan bir kaç ay öncesinden itibaren hormonal durumu düzenlemek amacı ile doğum kontrol haplarını kullanabilmekteyiz. 

Doğum Kontrol Haplarının Diğer Yararlı Etkileri
Doğum kontrol haplarının, etkin doğum kontrolü olmasının dışında diğer bazı avantajları da tespit edilmiştir. Bunlar:

  • Adet kanamasının miktarını azaltarak gereksiz kan kaybını önlerler. Fazla ve pıhtılı adet görmeyi (menoraji) tedavi edebilirler. Bu şekilde kansızlığı önler.
  • Adet sancısı doğum kontrol hapı kullananlarda daha az sıklıkla görülür. Sancılı adet görme (dismenore) tedavisinde kullanılabilirler.
  • Doğum kontrol hapları Premenstrüel Sendrom (PMS)  tedavisinde de kullanılabilmektedir.
  • Adet düzensizliklerinde; adet düzenleyici olarak da hekimler tarafından reçete edilebilirler.
  • 12 ay boyunca kullanımları ile rahim içi zarı (endometrium) kanserlerini %50 oranında azaltırlar.
  • Epiteliyal tip yumurtalık(over) kanserlerini % 40 azaltırlar. Yumurtalıkların en sık görülen kanserleri epiteliyal tiplidir.
  • En az 12 ay boyunca kullanıldıklarında cinsel yolla bulaşan hastalıkların rahim, tüp ve yumurtalıkları tutuluşunu % 50-60 oranında azaltırlar. Çok sık partner değiştirenler doğum kontrol hapları ile birlikte kondom(kılıf) kullanabilirler.
  • Doğum kontrol hapı kullananlarda yumurtalık(over) kistleri daha nadir olarak görülür. Hatta basit kistlerin tedavisinde de kullanılabilmektedir.
  • Kullananlarda veya önceden kullanmış olanlarda; memenin fibrokistik hastalığı ve fibroadenomlar gibi iyi huylu (selim) meme hastalıkları daha az görülür.
  • Polikistik Over Sendromu (PKO)  akne (sivilce), sebore ve yumurtalıkların kistik hastalıklarında da tedavi amacıyla kullanılabilirler.
  • Kalın barsak kanseri üzerine koruyucu etkisi bulunmaktadır.
  • Osteoporoz (kemik erimesi) durumunu bir ölçüde azaltırlar.
  • Romatoid Artrit (Eklem romatizması) doğum kontrol hapı kullananlarda daha nadir görülür (%60 oranında azaltır).
  • Doğum kontrol hapları sanılanın aksine hormon düzensizliği yapmaz, hatta olan hormonal düzensizlikleri azaltır.

Doğum Kontrol Haplarının İstenmeyen Etkileri

  • Doğum kontrol haplarının en istenmeyen etkileri; içerdikleri estrojen hormonu nedeniyle damar içi pıhtılaşmaya (tromboflebit) eğilimi arttırmalarıdır. Bu durum teorik olarak her zaman olabilir, ancak günümüzde kullanılan düşük doz ilaçlar sayesinde çok nadir görülür hale gelmiştir.
  • En sık görülen yan etkisi hafif bulantıdır. İlk günlerde olan ve genelde geçici olan bu durumda bulantı giderici ilaç kullanılabilir.
  • İlk üç ayda hafif ara kanamaları (kırılma kanamaları) yapabilir. Bu da geçici bir durumdur. Üçüncü aydan sonra da bu durum devam ederse ilacı değiştirmek gerekebilir. Bu durum, vücut ilaca uyum sağladıktan sonra genellikle bir kaç ay içinde kaybolur. Devam eden kanamalarda doktorunuza başvurunuz.
  • Genellikle adet kanamasının miktarı ve süresi kısalır. Aslında bu, istenen bir etkidir. Bu şekilde kan kaybı ve dolayısıyla demir eksikliği anemisi riski azalacaktır.
  • Ağrı kesicilere cevap vermeyen baş ağrısı, görme bozukluğu, göğüs ağrısı, bacaklarda şişme ve ağrı, karın ağrısı gibi durumlarda ilaç alımı kesilip doktorunuzu arayınız.
  • Uzun süre doğum kontrol hapları kullanılırsa, ilaç kullanımı kesildiğinde bir süre adet görmeme problemi (amenore) yaşanabilir. Bu durum ilk üç ayda sıklıkla kendiliğinden ortadan kalkar.
  • Doğum kontrol haplarının kadın üreme sisteminde kalıcı bir hasar bırakmaları veya kısırlığa sebep olmaları söz konusu değildir.
  • Doğum kontrol hapları rahim ağzı(cerviks) kanserlerini artırabilir. O yüzden yılda bir kez smear (rahim ağzı kanser tarama) testi yaptırılmalıdır. Eğer 5 yıl ve üzerinde bir kullanım veya çok eşlilik söz konusu ise 6 ayda bir smear testi önerilmektedir.
  • Doğum kontrol hapları "Hepatocelluler Ca" denilen iyi huylu karaciğer kanserleri arttırabilir veya büyütebilirler. O yüzden kullanılırken karaciğer enzimlerine yılda en az bir kere bakılmalıdır. Bu da çok nadir olarak görülen bir yan etkidir.
  • Doğum kontrol haplarının düzenli kullanımı ile pratikte gebelik oluşmaz. Ancak ilacın alınmaması, ilacın son kullanma tarihinin dolmuş olması, beraberlerinde antibiyotiklerin alınması veya barsaktan emilimini azaltan (yumuşatıcı veya ishal yapıcı) bazı ilaçlarla birlikte kullanımı, aşırı ishal gibi durumlarda gebelik oluşabilmektedir.
  • Doğum kontrol hapını uzun bir süre kullanıp bırakan kişilerde ikiz gebeliklerin görülme şansı artar.
  • Diğer olumsuz etkiler: Safra kesesi hastalıları ve taşlarında artma, kolestatik sarılık, bulantı, memelerde hassasiyet, Chloasma (yüzde maske şeklinde renk koyulaşması), mental depresyon, libido kaybı (cinsel isteksizlik), kilo alma, özellikle B6 ve diğer B vitaminlerinde, C vitamininde ve folik asitte azalma yapabilir.

Tüm bu olumsuz etkiler kişilerin bünyesine bağımlıdır ve her zaman ortaya çıkmaz.

Doğum kontrol hapları yaz aylarında kullanılacaksa yüze güneşten koruyucu kremler sürülmelidir. Aksi halde gebelerde de görülen "Chloasma" olarak tabir edilen yüzde maske şeklinde kahverengi lekeler oluşabilir.

Doğum kontrol hapları kullanımında görülen depresyon yani içe çökkünlük hali genelde B6 vitamini (pridoksin) eksikliğine bağlıdır. Bunun için tedavi amaçlı B6 vitamini verilebilir. Yine de çok nadiren bu şikayet artıp devam edilebilir ve ilacın kesilmesi gerekebilir.

Doğum kontrol hapı içerisindeki estrogenler vücutta su tutucu, progesteron ise iştah açıcı etkiye sahiptir. Bu etkiler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kilo alımı özellikle iştah artmasına bağlı olarak gelişir. İrade ile iştahın baskılanması ile bu problem ortadan kalkar.

Göğüslerdeki hassasiyet (mastalji) de yine vücutta su tutucu etkiye bağlıdır. Fazla tuzlu yemek bu şikayetleri arttırır.

Doğum kontrol hapı alanlarda vücutta C ve B grubu vitaminlerde bir miktar eksiklik oluşabilir. Ancak yeterli ve düzenli beslenenlerde ek olarak vitamine gerek yoktur.

Düşük doz doğum kontrol hapları hipofizdeki mikroadenomları büyütmez ve yine rahimdeki myomların büyümesi üzerine de etkili değildir.

Doğum Kontrol Hapı Kullanırken Gebelik Oluşursa…
Doğum kontrol hapı kullanırken istenmeyen bir gebelik oluşursa ve fark edilmeden ilaç kullanımına devam edilirse bebekte bir sakatlık görülme şansı %2-3 arasındadır. Bu oranda aslında normal bir gebeliğin riskinden çok yüksek sayılmaz.

Daha önceden "VACTERL Komplex" denilen ve pek çok sakatlıklarla seyreden bir durumun oluşabileceği iddia edilmiş olsa bile günümüzde bunun pek pratikte izlenmediği daha sonraki çalışmalarda ifade edilmiştir.

Doğum kontrol hapına  başlamadan (OKS öncesi) önceki tetkikler nelerdir?

  • Tansiyon takibi
  • Tam idrar testi
  • Meme muayenesi
  • Karaciğer muayenesi
  • Jinekolojik muayene
  • Cervicovaginal Smear Testi (CVS, Rahim ağzı kanser tarama testi)
  • Karaciğer fonksiyon testleri
  • Açlık kan şekeri ve gerekirse glukoz tolerans testi

Tüm bu tetkiklerin doğum kontrol hapına başlamadan önce yapılmasında fayda vardır. Ayrıca rutin olarak yılda bir kez bu testler tekrarlanmalıdır.

 
2- Minihaplar
 
İçeriğinde, kadınlık hormonu (östrojen) bulunmayan, sadece yumurtlama hormonu (progesteron) bulunan haplardır. Rahim ağzı sıvısının kalınlaşarak sperm geçişini önlemesi ve yumurtlamanın engellenmesi prensibi ile doğum kontrolü sağlarlar. Başarı oranı % 97' dir. Östrojen ihtiva edenlerin kullanılamadığı emzirme döneminde kullanılabilmesi bu yöntemin en belirgin avantajı olup, herhangi bir durumdan dolayı östrojen kullanamayan kadınlar tarafından kullanılabilir olması da önemlidir.
 
 

3a-Aylık Korunma İğneleri

Aylık doğum kontrol iğneleri, östrojen ve progestin hormonları içermektedir. Bu iki hormon tıpkı doğum kontrol haplarında olduğu gibi overlerde yumurta hücresi üretimi ve salınımını engelleyerek etki göstermektedir.

Ayrıca rahim ağzı salgısında değişikliklere neden olarak spermlerin geçişini de bozmaktadır.

Genel olarak bu tür doğum kontrol yönteminin güvenli olduğu söylenebilir. Önemli yan etki görülme olasılığının son derece düşüktür.

Kimler İçin Uygun Değildir?

  • Hamile olma olasılığı bulunanlar
  • Meme Kanseri öyküsü olanlar
  • Daha önceden felç geçirenler için uygun değildir.


Etkinliği ne kadar yüksektir ?
Aylık enjeksiyon ile doğum kontrolü etkinliği son derece yüksek olan bir yöntemdir.

Yapılan araştırmalarda uygun şekilde kullanıldığı taktirde hamile kalma olasılığının %1'den daha düşük olduğu saptanmıştır. Bu oran diğer tüm etkin yöntemler ile hemen hemen benzerdir.

Ne şekilde uygulanmalıdır ?
İlk kez aylık iğne kullanacaklarda adetin başlangıcından itibaren ilk 5 gün içinde tedaviye başlanmalıdır. Benzer şekilde düşük veya kürtajdan sonra ilk 5 gün içinde ilk enjeksiyon yapılmış olmalıdır.

Doğum sonrası emziren annelerde ilk enjeksiyon için 6 hafta beklenmelidir. Eğer anne emzirmiyorsa doğumdan 4 hafta sonra tedaviye başlanabilir.

İğneler; omuz, uyluk veya kalça bölgesindeki kas içine (intramusküler) yapılabilir.

Yan etkileri nelerdir ?
En önemli ve en sık karşılaşılan yan etki adet düzensizliği oluşturmasıdır.  Aylık iğne kullanan kadınların yaklaşık %60'ı özellikle kullanımın ilk 3-6 ayında düzensiz, sık aralıklı veya fazla miktarda kanama olduğunu bildirmektedirler. Ancak bir yıllık kullanımın sonunda % 70 kadında adetler normale dönmektedir.

Diğer yan etkiler arasında kilo artışı, memelerde hassasiyet, aknede artış ve mide bulantısı sayılabilir.
Yapılan klinik çalışmalarda yaklaşık %6 oranında kadının kilo artışı nedeniyle uygulamadan vazgeçtiği saptanmıştır. Çok nadiren bazı kadınlarda kilo kaybına da neden olabilir.

İğnenin etkisi ne kadar sürer ?
Aylık doğum kontrol iğnesi gebelikten yaklaşık 1 ay süreyle korumaktadır. Bir sonraki enjeksiyon için en uygun zaman 28-30 gün sonrasıdır. Ancak çeşitli nedenler ile bu mümkün olmadığında 23-33 gün sonra diğer enjeksiyonun yapılması önerilir. Eğer iki uygulama arasındaki süre daha uzun ise enjeksiyon yapılmadan önce gebelik testi yapılması gerekir.

Bir sonraki uygulama tarihini unutmamak son derece önemlidir. Bunun için uygulama tarihini not almayı unutmayın!.
Son derece güvenli ve yüksek etkili olmasının yanında yalnızca ayda bir defa iğnenin yapıldığı için hasta uyuncu son derece yüksektir.

Uygulamayı bıraktıktan ne kadar sonra hamile kalınabilir ?
Enjeksiyon içindeki hormonlar 60-90 gün içinde vücuttan tamamen atılırlar. Kadınların %82'sinin enjeksiyon uygulamasını bıraktıktan sonra 1 yıl içinde hamile kaldıklarını gösterilmiştir. Bu oran hiç doğum kontrol yöntemi kullanmayan kadınlar ile benzerdir.

Aylık ve üç aylık korunma iğnelerine başlamadan önce size uygunluğu konusunda doktorunuza mutlaka danışınız.  Aşağıdaki tabloda aylık ve üç aylık korunma iğneleri kıyaslanmıştır.     

                                 Aylık iğneler                 Üç aylık iğneler 

 



İçeriği nedir?


Vücutta doğal olarak bulunana iki kadınlık hormonu (estrojen ve
progesteron)


Vücutta doğal olarak bulunan bir kadınlık hormonu (Progesteron)
 


Ne zaman uygulanır?

Adet kanamasının ilk 5 günü içinde veya gebe olunmadığına emin olunan herhangi bir zamanda

Adet kanamasının ilk 5 günü içinde veya gebe olunmadığına emin olunan herhangi bir zamanda

Ne sıklıkla uygulanır?

            Ayda bir
 

3 ayda bir


Tekrar gebelik ne zaman oluşabilir?


İğneler kesildikten sonra ortalama 2 ay içinde
 


İğneler kesildikten sonra ortalama 9 ay içinde

Düşük yaptıktan sonra kullanılabilir mi?

Evet. Hemen veya ilk 7 gün içinde
 

Evet. Hemen veya ilk 7 gün içinde


Doğum sonrası ne zaman kullanılabilir?

Emzirenlerde doğumdan 6 ay sonra, emzirmeyenlerde doğumdan 3-4 hafta sonra
 

Emzirenlerde doğumdan 6 hafta sonra, emzirmeyenlerde doğumdan hemen sonra


Adet değişikliği
 


İlk aylarda ara kanamaları olabilir
 

Ara kanamaları uzun ve lekelenme tarzı olabilir. Kullanım sırasında adetler tamamen kesilebilir
 
 
 

 

Üç Aylık Korunma İğnesi  (Depo provera) Nedir?
Değişik nedenler ile kendine uygun ve kolay doğum kontrol yöntemi bulamayanlar için etkili ve bir o kadar da kolay olan bir yöntem uzun etkili korunma iğnelerdir. Bunlardan en çok dünyada kullanılanı üç aylık iğne olarak da bilinen "depo-provera" dır.

Üç aylık korunma iğnesi (depo provera) kimler için tercih sebebidir?

Doğum kontrol haplarını sevmeyen veya unutkan olduğu için kullanmayanspiralin uygun olmadığı veya eşi ilişki esnasında rahatsız olur diye istemeyen kadınlar da depo provera gibi alternatif aile planlaması yöntemlerine yönelim oldukça fazladır. 

Üç aylık korunma iğnesi (depo provera) nasıl bir yöntemdir ?
Depo-provera, bir tür saf progesteron olan "150 mg medroksiprogesteron asetat (MPA)" içeren ve tüm dünyada aynı isimde bulunan bir ilaçtır.

Üç aylık korunma iğnesi (depo provera) nasıl gebelikten korunma sağlar?
Deporovera , overlerde (yumurtalıklarda) yumurta hücresi gelişimi ve yumurtlamayı engelleyerek gebeliği önler.

Ayrıca endometrium yapısını ve tüplerin hareket kabiliyetini değiştirerek yumurtlama meydana gelip döllenme olsa bile bu gebelik ürünü rahme yerleşemez. Koruyuculuğu %99 civarındadır.

90 günde bir kas içine (intramusculer yoldan) yapılan enjeksiyon şeklinde uygulanır.

Uzun etkili bir yöntem olduğundan kişi her an gebe kalma stresini yaşamaz. Enjeksiyona son verildiğinde en geç 18 ay içinde gebelik elde edilebilir. Uygulanması direkt kas içine enjeksiyon yapılması şeklinde olup özel bir teknik ya da beceri gerektirmez.

Üç aylık korunma iğnesi (depo provera) yan etkileri nelerdir?
Deporovera'nın yan etkileri biraz fazladır. Depo-provera özellikle kullanımın ilk yılında, ciddi derecede adet düzensizliği yapabilir. Bu düzensizlikler arasında en sık ara kanamalar ve lekelenmeler görülür.

Bazen ise kişi gebeymiş gibi uzun süreli adetten kesilebilir (ilaca bağlı amenore). Tek bir enjeksiyondan sonra 12 ay adet görmeyen vakalar mevcuttur, ya da tam tersi şekilde 3 ay süreyle sürekli kanaması olan hastalar da vardır.

Nadiren görülen sürekli kanama durumunda kanamayı kesmek için dışarıdan hormon verilmesi hatta bazen kürtaj yapılması gerekli olabilir. 35 yaşın altında olan kadınlarda depo-provera kullanımına bağlı hafif kemik erimesi (osteoporos) saptanabilir.

Yan etkileri arasında baş ağrısı, iştah artımına bağlı hafif kilo artışı, anksiyete (içsel sıkıntı), mide ağrısı, karın krampları, baş dönmesi ile cinsel istek (libido) kaybı sayılabilir. Tüplerin hareketini yavaşlattığı için gebelik oluşursa bunun dış gebelik olma olasılığı yüksektir.

Yapılan çalışmalarda ilk kez depo-provera kullanan kadınların %50' sinin yan etkiler nedeni ile kullanımı bıraktığı ve başka bir yöntemi tercih ettiği, buna gerekçe olarak da en çok yakındıkları yan etkinin adetlerdeki düzensizlikler olduğu saptanmıştır.

Üç aylık korunma iğnesi (depo provera) kimlerde uygun değildir?
Gebe olduğundan şüphe duyulan kadınlar depo-provera kullanmamalıdırlar.

Yine özgeçmişinde meme kanseri bulunanlar, felç geçirenler, damar hastalığı olanlar, karaciğer hastalığı bulunanların kullanması önerilmez.

Bunlar yanında, tanı konmamış anormal vajinal kanaması olan kadınlarda da bu kanamanın sebebi açıklığa kavuşturulana kadar enjeksiyonlar ertelenmelidir.

Üç aylık korunma iğnelerine başlamadan önce size uygunluğu konusunda doktorunuza mutlaka danışınız.

Üç aylık korunma iğnesi (depo provera) kimler için uygundur?

  • Sosyal veya tıbbi nedenlerle doğum kontrol hapı kullanamayanlar,
  • Emziren anneler,
  • 40 yaş üzerinde ve sigara içen bayanlar,
  • Sık ve çok adet kanaması görüp kansızlık (anemi) problemi olanlar bu tür korunma iğnesini tercih edebilirler.

Üç aylık korunma iğnesi (depo provera) ne şekilde uygulanır?
Eğer depo-provera'nın sizin için uygun bir yöntem olduğunu düşünüyorsanız ve jinekoloğunuz da bu yöntemi size öneriyorsa bundan sonraki aşama adet döneminin hangi zamanında yapılması gerektiğini öğrenmektir.

İlk kez yapılacak olan depo-provera adet kanamasının ilk 5 günü içinde yapılmalıdır. Eğer doğum sonrası uygulamaya başlanacaksa ve emzirme düşünülmüyorsa doğumdan sonraki ilk 5 gün içinde yapılabilir.

Üç aylık korunma iğnesi (depo provera) anne sütünü etkilemiyor...
Evet.  
Bu ilacın en iyi taraflarından birisi de emzirme dönemlerinde kullanılabilirliğidir. Emziren annelerde ise doğum takiben 6 hafta sonra ilk enjeksiyon yapılabilir. Daha sonra, etkili bir koruma sağlamak için her 90 günde bir yapılmalıdır.

Bir sonraki uygulama tarihini unutmamak son derece önemlidir. Bunun için uygulamanın tarihini not almayı unutmayın!.

Depo-proveranın sadece başka yöntem kullanamayan kişilere bir alternatif olması, gebelikten korunmada ilk tercih olarak düşünülmemesi önerilmektedir.  Aşağıdaki tabloda aylık ve üç aylık korunma iğneleri kıyaslanmıştır.

                                                  Aylık iğneler                 Üç aylık iğneler 



İçeriği nedir?


Vücutta doğal olarak bulunana iki kadınlık hormonu (estrojen ve
progesteron)


Vücutta doğal olarak bulunan bir kadınlık hormonu (Progesteron)
 


Ne zaman uygulanır?

Adet kanamasının ilk 5 günü içinde veya gebe olunmadığına emin olunan herhangi bir zamanda

Adet kanamasının ilk 5 günü içinde veya gebe olunmadığına emin olunan herhangi bir zamanda

Ne sıklıkla uygulanır?

            Ayda bir
 

3 ayda bir


Tekrar gebelik ne zaman oluşabilir?


İğneler kesildikten sonra ortalama 2 ay içinde
 


İğneler kesildikten sonra ortalama 9 ay içinde

Düşük yaptıktan sonra kullanılabilir mi?

Evet. Hemen veya ilk 7 gün içinde
 

Evet. Hemen veya ilk 7 gün içinde


Doğum sonrası ne zaman kullanılabilir?

Emzirenlerde doğumdan 6 ay sonra, emzirmeyenlerde doğumdan 3-4 hafta sonra
 

Emzirenlerde doğumdan 6 hafta sonra, emzirmeyenlerde doğumdan hemen sonra


Adet değişikliği
 


İlk aylarda ara kanamaları olabilir
 

Ara kanamaları uzun ve lekelenme tarzı olabilir. Kullanım sırasında adetler tamamen kesilebilir
 
 
 
 
 
 

4- Norplant (deri altına implant):
Norplant, hormon içeren altı adet küçük kapsüllerin deri altına yerleştirilmesi ile gebelikten korunmayı sağlayan "cilt altı implant yöntemi"dir. (Yandaki resimde cilt altına yerleştirilen kapsüller izlenmektedir).
 

Norplant (deri altına implant) Nasıl Gebeliği Önler?

Cilt altına yerleştirilen altı adet kapsülden her gün belirli miktarda progesteron hormonu salgılanmakta ve bu şekilde yumurtlama engellenmektedir.

Salınan progesteron hormonu, beynin hipofiz bezinden salgılanan ve yumurtlamayı sağlayan Luteinizan Hormonu (LH’yı) baskılayarak etki eder. Ayrıca rahim içi dokusunu inceltir ve rahim ağzı mukusu kalınlaştırarak spermlerin içeriye geçişini engeller.

Norplant Kaç Yıl Süre ile Etkinliğini Korur?
Norplant 5 yıl süre ile gebelikten korur. Sonra cerrahi bir kesi ile norplantın çıkarılması gereklidir.

Norplantın Dezavantajları ve Yararları Nelerdir?
Norplantın dezavantajlarından birisi yerleştirilmesinin ve 5 yıl sonunda çıkartılmasının küçük bir cerrahi operasyonla olmasıdır.

Diğer bir dezavantajı ise kullanım sırasında sıklıkla adet düzensizlikleri yapmasıdır. Adet düzensizlikleri genelde ilk yıl içinde daha fazla olup zaman içinde adetler normale yaklaşır.

İyi yönü etkinliğinin beş yıl boyunca %100'e yakın olmasıdır.

Norplantın Yan Etkileri Nelerdir?
Norplantın görülen en sık yan etkileri özellikle ilk yıl içinde görülen adet düzensizlikleri (%60), baş ağrısı, memelerde ağrı (mastalji), memeden süt gelmesi (galaktore), kilo alma veya verme, akne, depresyon, tüylenme (hirsutism), adetten kesilme, uygulandığı cilt bölgesinde renk değişikliği ve yumurtalık kistleridir.

Norplant ve İmplanon gibi cilt altı implantları; emzirenler, doğum kontrol hapı kullanamayanlar ve ileri yaştaki bayanlar için uygun bir korunma alternatifi olabilir.

5- İmplanon:

İmplanon (deri altına implant) nedir?

Ülkemizde İmplanon ticari adı ile piyasaya sürülen yeni bir cilt altı implant ise yalnız tek bir çubuk ile üç yıl süreyle koruma sağlamaktadır.
 

İmplanon (deri altına implant) nasıl gebelikten korur?

Cilt altına yerleştirilen implant progesteron hormonu salgılayarak gebeliğe karşı koruma sağlar. Progesteron yumurtlamayı engellemesinin yanısıra rahim ağzı salgısının yapısını değiştirerek spermin rahim içinde ilerlemesini bozar.

Ayrıca rahim iç zarının incelmesini sağlayarak döllenmiş yumurtanın burada tutunmasının önüne geçer. Yumurtlamayı engelleme yeteneği estrogen ve progesteron içeren doğum kontrol haplarına göre daha düşüktür.

İmplanon kaç yıl süre ile etkinliğini korur?
İmplanon 3 yıl süre ile gebelikten koruyucudur. Sonra implanonun cerrahi bir kesi ile çıkarılması gereklidir.

İmplanon nasıl uygulanır?

İmplanon aktif olarak kullanılmayan kolun (sağ elini kullananlarda sol kol, sol elini kullananlarda sağ kol) üst kısmına küçük bir cerrahi işlem ile yerleştirilir ve istendiğinde yine küçük bir cerrahi işlem ile çıkartılır.

Takma ve çıkarma işlemi sadece bu iş için özel eğitim almış hekimlerce yapılmalıdır. Lokal anestezi eşliğinde yapılan takma işlemi yaklaşık 1-2 dakika sürer.

Üç yıllık koruma sağlayan yöntemin başarısı %99.3 dolayındadır.

İmplanon'un avantajları nelerdir?

  • Etkinliği yüksek ve geri dönüşümlüdür
  • Kullanımı kolaydır, hatırlama ya da günlük kullanım gerektirmez
  • Uzun süreli bir yöntemdir
  • Emziren kadınlarda kullanılabilir.


İmplanon'un dezavantajları nelerdir?

  • Özel eğitim gerektiren bir takma ve çıkarma süreci vardır.
  • Cerrahi bir işlem ile takılıp çıkartılır
  • Her beş kadından birinde adet düzensizliği ve adet kanamalarının kesilmesine neden olabilir. Bazı kadınlarda ise kanamalar çok düzensiz ve miktarı değişken olabilir.  Hangi kadında ne tür kanama bozukluğu olacağı önceden bilinemez. Bu nedenle adet düzensizliğini tolere edemeyen kadınlarda kullanılması uygun değildir.
  • Yerleştirme yerinde cerrahi işleme bağlı hassasiyet ya da enfeksiyon ortaya çıkabilir.


İmplanon kimler için uygundur?

  • Emziren kadınlar
  • Uzun süreli ve geri dönüşümlü bir yöntem isteyenler
  • Her gün veya belirli aralıklarla doğum kontrol hapı kullanmak istemeyenler
  • Östrojen kullanması sakıncalı olanlar
  • Kanama nedeni ile spiral kullanamayanlar

İmplanon kimler için uygun değildir?

  • Ağır karaciğer hastalığı olanlar
  • Karaciğer tümörü olanlar
  • Meme kanseri ya da şüphesi olanlar
  • Açıklanamayan ve nedeni bilinmeyen vajinal kanaması olanlar
  • Gebe olan ya da gebelik şüphesi olanlar

İmplanon'un yan etkileri nelerdir?
Üç yıllık implantın yan etkileri çok fazla değildir. En sık karşılaşılan durum adet kanamalarındaki düzensizliklerdir. Bunun yanısıra baş ağrısı, kilo değişiklikleri ve memelerde hassasiyet görülebilir.
Yan etkiler diğer cilt altı implantı olan Norplant’a benzerdir. 

 

6- Vajinal halka:

 
Vajinal halka, 4 mm kalınlığında, 5.4 mm çapında bir halka olup, haplardaki gibi östrojen ve progesteron hormonu içeren bir korunma yöntemidir. Vajene yerleştirilen bu halka 3 hafta kullanıldıktan sonra çıkartılır ve halka kullanılmayan bu bir haftalık dönemde adet kanaması olur. Yerleştirilmesi son derece basit olan bu halkanın hormon içeriği düşüktür, etkinliği yüksektir ve ara kanama, haplara oranla daha seyrek görülür. Vajinal halka kullanan kadınlarda en sık görülen problem vajinal akıntı ve enfeksiyonda artıştır. 
 
 
7-Rahim içi araçlar (SPİRAL):
 

Spiral (Ria) nasıl gebelikten nasıl korur?
Rahim İçi Araç (RİA) veya daha sık olarak spiral adı ile bilinen ve dünyada korunma tercihi olarak en sıklıkla kullanılan bu araçlar; hem spermleri öldürüp tüplere geçişlerini engelleyerek hem de her şeye rağmen tüplerde oluşan döllenmiş bir yumurtanın rahim içine yuvalanmasını önleyerek etki ederler.
Spiral nasıl yapıdadır?
Genellikle 'T' şekilli aletler olup plastik elemanın etrafına bakır tel sarılıdır. Ayrıca alt uçta iki adet ip bulunur. Bu ipler spiralin kontrolünde ve çıkarılmasında kullanılır.

Dünya üzerinde sıkça kullanılan RİA'ların hemen hepsinde polietilen gövde üzerinde baryum sülfat adı verilen bir madde kaplıdır. Baryum sülfatın amacı RİA'nın röntgen filmlerinde görülebilmesini sağlamaktır.

Bazı spirallerde ise bakır yerine progesteron hormonu eklenmiştir. Progesteronlu RİA 'ların normal RİA'lara göre üstünlüğü kanama miktarını azaltmalarıdır. Çünkü diğer tüm spiraller adet kanamasını özellikle takıldıktan sonraki ilk 3-4 ay boyunca arttırlar. Progesteronlu spirallerin en önemli dezavantajları ise daha pahalı olmalarıdır.

Rahim içine yerleştirildiği andan itibaren RİA, burada yabancı bir madde olarak algılanır ve bölgede "enflamasyon" denilen bir reaksiyon oluşturur. Bu reaksiyon rahim içine ulaşan spermlerin etkisiz hale gelmesini sağlayarak gebeliği önler.
 

Spiraller (Ria) ne süre ile gebelikten koruyucudur?
RİA' lar takılır takılmaz korumaya başlar ve çıkarıldıkları andan itibaren koruyuculukları biter. Koruyuculuk süresi değişkendir. Bu süre genellikle 5-10 yıl arasında olmakla birlikte, etkinliği arttırmak için ve koruyuculuğu garanti altına almak için spirallerin 5 yılda bir değiştirilmesi uygundur.

Koruyuculuk oranları oldukça yüksektir; ancak hiçbir yöntem gibi %100 değildir.  Kullanan 100 kadından bir yıl içinde biri gebe kalır.

İlk jinekolog görüşmesinde dikkatli bir sorgulama ve jinekolojik muayene yapılır. Gerekirse smear alınır. RİA kullanılmasına engel teşkil edecek bir durum yoksa takılacak gün belirlenir.

Genellikle ağrı vermeyen bir işlemdir. Çok ağrı duyulursa doktor işlemden önce bölgeye az miktarda lokal anestezi uygulayabilir.

Spiral düşükten, kürtajdan ya da doğumdan hemen sonra uygulanabileceği gibi sezaryen sırasında da uygulanabilir.

Çok nadiren, ağrı toleransı hiç olmayanlarda işlem genel anestezi altında yapılabilir.

Spirali kimler taktırabilir?

  • Son 12 ay içinde pelvik iltihabi hastalık, gonore ve klamidya enfeksiyonu geçirmemiş olanlar,
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar için yüksek risk grubunda olmayan kadınlar,
  • Emziren anneler (doğumdan 40 gün sonra takılabilir),
  • Daha önceden en az bir doğum yapmış, rahim ağzında yarası ve adet düzensizlikleri olamayan bayanlar,
  • Sigara kullanımı ya da başka tıbbi veya sosyal nedenlerle doğum kontrol hapı veya diğer hormonal yöntemleri kullanamayanlar,
  • Yüksek etkili, uzun süreli ve geri dönebilen bir yöntem arayanlar için spiral uygun bir korunma yöntemidir.

Hangi durumlarda spiral uygulanmaz?
Spiral kullanımının önündeki en büyük engel bilinen ya da şüphe edilen bir gebelik varlığıdır.

Ayrıca;

-Geçirilmekte olan veya geçirilmiş bel soğukluğu veya klamidya türü pelvik enfeksiyonu olanlar,
-Son 3 ay içinde endometrium enfeksiyonu veya enfekte bir düşük rahatsızlıkları geçirmiş olanlar
-Çok sayıda cinsel eşe sahip olanlar,
-Bağışıklık yetmezliği, AIDS, Lösemi gibi hastalıklar sonucunda vücut direnci (bağışıklık sistemi) düşük kişiler,

  • Kalp kapakçık hastalığı (bakteriyel endokardit riski) olanlar,
  • Nedeni belisiz Adet düzensizlikleri  olanlar,
  • Rahimin konjenital (doğuştan gelen) problemleri veya sonradan oluşan yapısal anomalileri veya hastalıkları olanlar (çift rahim, bölmeli rahim, küçük ve kısa rahim, rahim içi myom, rahim ağzı darlığı gibi),
  • Şiddetli adet sancısı veya adet kanaması olanlar,
  • Bakır alerjisi olanlar,
  • Kontrol altına alınmamış serviks veya vajina enfeksiyonu olanlar,
  • Bilinen ya da şüphe edilen serviks veya endometrium kanseri olanlar,
  • PAP smear sonucu 'nun normal olmaması
  • "Diatermi" adı verilen ısı tedavisi uygulanan kadınlarda RİA takılması doğru değildir. Çünkü tedavi sırasında ısınan bakır endometriumda kalıcı hasara neden olabilir.
  • Vücutta tehlikeli miktarlarda bakır birikimi ile karakterize, çok nadir görülen genetik geçişli bir hastalık olan "Wilson Sendromu" varlığı da RİA uygulanmaması gereken bir durumdur.

Spirallerin en büyük dezavantajları enfeksiyonlara yatkınlık yaratmalarıdır. Ancak uygun kişilere takıldıklarında enfeksiyona nadiren neden olurlar.

Spiral Ne Zaman Takılabilir?
Öncelikle adetsiz bir dönemde dikkatli bir jinekolojik muayene yapılarak her hangi bir enfeksiyon varlığı ile rahmin uygun olup olmadığı araştırılır.

Spiralin genellikle adet döneminde takılması tercih edilir. Bu; adetin başı, ortası, sonu ve hatta adetten sonraki 1-2 gün içinde olabilir. Ayrıca bu şekilde her hangi bir gebeliğin olmadığından da emin olunmuş olur.
Takılmasının daha kolay olması nedeniyle adet kanamasının son günleri genel olarak tercih edilir.

Spiral nasıl takılır?
RİA takılması zor bir işlem değildir. Bu birkaç dakikalık işlemde genelde çok fazla ağrı olmaz ve kolaylıkla tolere edilebilir. 
Spiral takılırken anestezi işlemi genelde gerek duyulmamaktadır.
RİA takılmadan yarım saat kadar önce basit bir ağrı kesici alınması işlem sırasında ya da sonrasında yaşanabilecek krampları azaltır.
Bazı hekimler enfeksiyona karşı önlem olarak antibiyotik alınmasını da önerebilirler. Bu şart olmayan bir uygulamadır.

İşlem için normal jinekolojik muayenede olduğu gibi "spekulum" takılarak serviks görünür hale getirilir ve antiseptik solüsyon ile silinerek temizlik yapılır. Serviks "tenekulum" adı verilen bir alet ile tutularak çekilir ve uterus düz pozisyona gelir. Daha sonra "histerometri" adı verilen bir alet serviks ağzından rahim içine itilerek rahmin boyu ölçülür. Aplikatör tüp içinde bulunan spiral rahim ağzından geçirilerek rahim içine yerleştirilir ve rahmin tepe noktasına deyinceye kadar itilir.
Daha önce tüp üzerindeki işaret histerometri ile ölçülen mesafeye getirilerek tepe noktasından daha öne ya da arkaya ittirilmesi engellenmiş olur. Tüpün içindeki piston ileri doğru itilerek RİA'nın tüpün içinden çıkması sağlanır.
Daha sonra tüp dikkatli bir şekilde uterus dışına alınır. Spiral artık tamamı ile içeridedir. RİA'nın ipi 0.5-1 cm dışarıda kalacak şekilde kesilir.
RİA takıldıktan sonra doğru yerde olup olmadığı ultrason ile kontrol edilebilir.

Spiral takıldıktan sonra yapmanız gerekenler…
RİA takıldıktan hemen sonra veya takılması sırasında hafif kasıkta kramp tarzında ağrılar olabilir. Bunlar normaldir ve geçicidir. Pek çok kadın takılan spirale çok çabuk uyum sağlar.
İlk bir kaç ay adet kanamaları fazla miktarda ve hatta ağrılı olabilir; ancak zaman içinde bu durum ortadan kalkacaktır. Kullanıcıların %95'i herhangi bir rahatsızlık yaşamazlar.
Uygulama sonrası yine ilk birkaç ay adet aralarında lekelenme tarzında kanamalar (uzamış adetler) olabilir. Bu aylarda adet kanamalarının 8-10 güne kadar sürmesi normaldir.
 

Spiralden sonra ne sıklıkla doktor kontrolü gereklidir?
RİA takılmasını takiben ilk adet kanamanızdan sonra mutlaka ilk jinekolojik kontrolünüze gitmelisiniz. Bu kontrolde spiralinizin yerinde olup olmadığına ve herhangi bir enfeksiyon bulunup bulunmadığına bakılacaktır. Her şey yolundaysa yılda bir kez kontrole gitmeniz önerilir.
Bu kontrollerde, yine yılda bir kez çok önemli bir test olan PAP smear testini de yaptırabilirsiniz.
 

Spiral takılırken ne tür zorluklar oluşabilir?

Rahim delinmesi (perforasyon): Son derecede nadirdir. İşlemin ehil kişiler tarafından yapılması bu olasılığı azaltır.

  • Vazovagal reaksiyon:  İşlem esnasında bayılmadır. Nadiren görülür.
  • Enfeksiyon (PIH):  Vajen veya rahim ağzında (cerviks) enfeksiyon varsa bu enfeksiyon mikrobu spirali bir merdiven gibi kullanarak rahim içine, tüplere ve yumurtalıklara yayılabilir. Pelvik inflamatuar hastalık (PIH) adı verilen bu durum en sıklıkla spiralin takıldığı ilk 20 gün içinde görülür.

Genital akıntısı olan kişiler önce tedavi edilmeli sonrasında spiral takılmalıdırlar. Ayrıca spiral takılan her kadın şikayeti olsun veya olmasın yılda bir kez doktora başvurup muayene olmalıdır. Bu şekilde gizli enfeksiyonlar teşhis edilip tedavi edilebilir.

Ancak dikkatli uygulamalarda ve kadının tehlike belirtilerinde hemen doktora başvurması durumunda bunlar nadiren görülür.

Bakırlı RİA'lar hemen tüm kadınlarda kanama miktarını artırırlar. Ayrıca adet döneminin daha ağrılı geçmesine (dismenoreye) neden olabilirler. Bu durumda ağrı kesici ve antienflamatuar özelliğe sahip ilaçlarla tedavi faydalı olabilir.

Sürekli lekelenme, aşırı adet kanaması ve aşırı kramp tarzında ağrılarda ise doktora en kısa sürede başvurmak gerekir.

Uygulandıktan bir ay sonra kontrol gerekir. Bu kontrol normalse yıllık kontrol muayeneleri yeterlidir. Beş yıl sonunda spiral aynı kontrol seansında çıkarılıp bir yenisiyle değiştirilebilir.

Doktor muayenesinde hafif bir enfeksiyon saptanırsa spiral çıkarılmadan uygun tedavi verilir ve tedavi bitiminde yapılan kontrolde enfeksiyon bitmişse spiral yerinde bırakılır. Enfeksiyon ağırsa hastane koşullarında tedavi etmek gerekebilir. Bu durumda antibiyotik tedavisi başladıktan sonra spiral çıkarılır.

Spiraliniz varsa dikkat etmeniz gerekli durumlar
RİA kullanırken aşağıdaki durumlar ortaya çıkarsa zaman kaybetmeden jinekoloğunuzu aramalısınız:

• Adet gecikmesi (amenore) olması
• Şiddetli kasık ağrısı veya kasık krampları
• Baygınlık hissi
• Açıklanamayan ateş ve titreme
• Kötü kokulu akıntı, adetlerde veya ilişki sonrası koku hissetme
• Anormal vajinal kanamalar, şiddetli sancılı adet veya ara kanamaları

Normalde RİA ilişki sırasında hissedilemez. Eğer eşiniz hissettiğini söylüyorsa RİA yerinden kaymış olabilir.

Spiralin (RİA) avantajları
• Uzun süreli ve geri dönüşümlüdür
• Koruyuculuk oranı çok yüksektir
• Maliyeti çok düşüktür
• Acil korunma amaçlı da kullanılabilir
• Etkisi hemen başlar, çıkartılmasıyla birlikte sona erer

Spiralin (RİA) dezavantajları
• Sadece deneyimli bir uzman tarafından takılıp çıkartılabilir.
• Cinsel yolla bulaşan hastalıklar'a karşı hiçbir koruma sağlamaz
• Kanama düzensizliklerine neden olabilir.
• Uygulanması diğer yöntemlere göre biraz daha ağrılıdır. 
 

Spiral nasıl çıkartılır?
RİA'nın çıkartılması son derece kolay ve ağrısız bir işlemdir. Doktorunuz spekulm taktıktan sonra spiralin ipini bir aletle tutarak çeker. Adetsiz dönemde de bu işlem yapılabilir.

Spiral rahim içine kaçarsa...
Nadiren RİA uterus içine hafifçe gömülebilir ya da ipi içeriye kaçabilir. Böyle bir durumda bazı özel aletler yardımıyla çıkarılabilir. Eğer bu şekilde de çıkmaz ise histeroskopi altında çıkartılması gerekebilir.

Doğum Kontrolü Haricinde Yararları Var mıdır?
Doğum kontrol hapı ya da prezervatifin aksine RİA'nin istenmeyen gebelikleri önlemek dışında kadın sağlığı açısından herhangi bir yararı yoktur.  "Asherman Sendromu" açısından risk altında olanlarda ya da Histeroskopi  ile açılan rahim için yapışıklıklardan sonra yeniden yapışıklık olmasını engellemek amacıyla da kullanılabilir.

Spiral ile Gebelik Oluşursa…
Spiraller; bilinenin aksine dış gebelik şansını arttırmaz, hatta bu şansı %50 oranında azaltır. Ancak spiralle gebelik oluşursa bunun dış gebelik olma olasılığı normale kıyasla fazladır. Bu nedenle spiralle her adet gecikmesi durumunda öncelikle dış gebelik olasılığı araştırılmalıdır.

Spiralle birlikte rahim içinde bir gebelik oluşursa ve gebeliğin devamı düşünülüyorsa ciddi enfeksiyon ve septik şok riskleri nedeniyle spiral çıkarılmalıdır. Ancak bu çıkarılma işlemi sonrasında %30 oranında kendiliğinden düşük riski vardır.

Ayrıca spiralle birlikte rahim içinde gebelik oluşan kişilerde hiç bir müdahale yapılmasa bile %50 oranında düşük riski vardır.

Eğer gebelik ilerledi ise spiral çıkartılamaz hale gelir ve orada kalması durumunda bebek üzerine anomali (sakatlık) açısından bir risk teşkil etmeyecektir

 

8- Hormonlu spiral (mirena) :

 
Kollarında, içerdiği toplam 52 mg progesteron hormon türevinin günde 20 mikrogramını salarak etkisini gösterir. Bu hormon düzeyi rahim içi tabakasını inceltmeye, yumurtlamayı engellemeye ve gebelik oluşumunu önlemeye yeterlidir.
 
Hormonlu spiralin koruyuculuğu ne kadar sürer?
 
Yaklaşık 5 yıllık koruyuculuğu olan bu yöntemde en sık sorun, takıldığı ilk aylarda görülen adet düzensizlikleridir. Zaman içerisinde adet kanama miktarları ve aralarda olan lekelenmeler azalır, hatta bazı kadınlarda hiç adet kanaması olmayabilir. Bu nedenle adet kanamaları çok miktarda olup uzun süren ve kansızlık şikayeti olan kadınlarda ilk seçenek olarak kullanılabilir. Bakırlı spirale göre biraz daha kalın bir yerleştirme aparatı olduğundan dolayı, tercihen kanama olduğu zamanda takılması daha az ağrı duyulmasını sağlayacaktır.
 
 
 
9- Cerrahi yöntemler (Sterilizasyon, Kısırlaştırma):
 

KADINDA TÜPLERİN BAĞLANMASI (Tüp ligasyonu)

Kadınlarda tüplerin bağlanması (tüp ligasyonu) ilk ne zaman uygulanmıştır?
Kadın üreme organlarında spermle yumurtanın buluşmasını engellemek için geliştirilen cerrahi bir yöntemdir. İlk kez 1823 yılında uygulanmıştır.

Kadınlarda tüplerin bağlanması (tüp ligasyonu) halk arasında nasıl bilinir?
Halk arasında kanalların bağlanarak yapılan kısırlaştırma ameliyatı, "kordonların bağlanması", "yumurta kanallarının bağlanması" gibi isimlerle bilinmektedir. Tıptaki ismiyle tubal sterilizasyon ameliyatı artık kesin olarak çocuk istemeyen çiftlere uygulanan cerrahi bir yöntemdir.

Tıbbi literatürde ise kadınların tüplerinin bağlanarak kısırlaştırılması işlemine tubal sterilizasyon, tubal ligasyon  veya tüp ligasyonu denmektedir. Tıpta kullanılan diğer isimler ise bilateral (iki taraflı) tubal ligasyon, tubal sterilizasyon ve "Pomeroy usulü" tubal ligasyon'dur (Pomeroy usulu ligasyon en sık tercih edilen ameliyat yöntemidir).

Kadınlarda tüplerin bağlanması (tüp ligasyonu) ne şekilde yapılabilir?
Kadınlarda kordonların bağlanması (yani rahime giden tüplerin bağlanması) minilaparotomi veya laporoskopi yöntemleriyle olabilir. Bazan de sezaryen ameliyatı sırasında tüpler iki taraflı olarak bağlanabilir (bilateral tubal ligasyon, tubal sterilizasyon).

I.  Minilaparotomi ile kordonların (tüplerin) bağlanması
"Minilaparotomi" adı verilen yöntemde, kasıktan 3-5 cm’lik yatay bir kesi ile kordonlara ulaşılarak bağlanır. Birkaç farklı bağlama çeşidi vardır.

Minilaparotomi özellikle 70 kg’nin üzeri kilolu bayanlarda, daha önceden cerrahi batın operasyonu geçirmişlerde, batın içi yapışıklıkları veya endometriosus öyküsü olanlarda uygun değildir.

II.  Laparoskopi ile tüplerin bağlanması
Tubal sterilizasyonda diğer yöntem ise "laparoskopi" ile göbekten girilerek kordonların iki taraflı olarak bağlanması işlemidir. Halk arasında "kansız ameliyat" olarak da bilinen bu yöntemde ameliyat sonrası ağrı daha azdır ve çoğunlukla hastanede yatmayı gerektirmez. Minilaparotomiye göre dezavantajı ise işlemin pahalı olmasıdır.

Her iki yöntemde de tüplerin bağlanması (Tüp ligasyonu) işlemi, doğumdan hemen sonra veya sezaryen sırasında da yapılabilir. Doğumdan hemen sonra yapılmadığı takdirde lohusalık dönemi olan 40 günün geçmesi sonrasında da uygulanabilir.

Her iki yöntemde de etkinlik %100' e yakındır. Çok az bir oranda tüplerin tekrar açılabilmesi ve gebelik olasılığı akılda tutulmalıdır. Operasyon tekniği başarı oranı ile ilişkilidir.

Adet bitimini takiben gebe olunmadığından emin olunarak uygulanır. Kısa süren küçük bir operasyondur. Aynı gün taburcu edilerek bir ay sonra kontrole çağrılır.

Kadınlarda tüplerin bağlanması (tüp ligasyonu) riskleri nelerdir?
Her cerrahi girişim gibi tubal ligasyon operasyonları da bazı riskler taşır. Enfeksiyon, komşu organ zedelenmesi ve anestezi riskleri göz önünde bulundurulmalıdır. Dikkatli bir operasyon tekniği kullanıldığında bu olasılık son derece düşüktür.

Bilateral tubal ligasyon (tubal sterilizasyon) kimler için uygun bir aile planlaması yöntemidir?
Çocuk istemi olmayan, aile planlamasını tamamlamış çiftlerde tüplerin bağlaması uygun bir yöntemdir.

Genellikle ileri yaşta özellikle en erken 30 yaşından sonra düşünülmesi gereken bir aile planlaması yöntemidir. Çünkü tubal ligasyon (kısırlaştırma) geri dönüşümsüz bir yöntemdir.

Tüplerin bağlandıktan sonra yeniden açılması (tubal reanastamoz ameliyatı), zor ve mikro-cerrahi gerektiren bir operasyondur.

Kadınlarda tüplerin bağlanması (tüp ligasyonu) erken menopoz yapar mı?
Halk arasında yanlış bilinen bir nokta tüplerin bağlanmasının adet miktarını etkileyebileceği, erken menopoza sokacağı, cinsel isteksizliğe yol açabileceği veya ağrılara neden olabileceğidir. Uygun teknikle yapıldığında, yumurtalık kan dolaşımı etkilenmeyeceğinden bu endişelerin tümü yersizdir.

Tüplerin bağlanması adet miktarını ve cinsel isteği kesinlikle etkilemez.

Genellikle en az 30 yaşını doldurmuş, isteği sayıda çocuğa ulaşmış ve kesinlikle daha fazlasını düşünmeyenlerle tıbbi veya sosyal olarak çocuk doğurması sakınca yaratan kişiler için en uygun yöntemdir.

Bağlanan Tüplerin Yeniden Açılması (Tubal reanastamoz)
Ender olarak tüpler bağlandıktan sonra yeniden bir bebek isteyen çiftler olmaktadır. Bu durumda mikro cerrahi teknikleri uygulanarak tüplerin tekrar uç uca bağlanması denenebilir.

Tüp bağlanmasından (tubal ligasyon) sonra tüplerin bir mikro-cerrahi ameliyatı ile yeniden açılmasına "tubal reanastamoz (tubal reanastamosis)" denir.

Unutulmamalıdır ki; tüp bağlanması geri dönüşümü çok kolay olmayan işlemdir. Tubal reanastamozda başarı şansı %60-80 larda olduğundan ameliyatla tüplerin bağlanması kararı kesin olarak verildikten sonra ancak tüpler bağlatılmalıdır.

 
Kadınlarda, yumurtayı rahim içine taşıyan tüplerin bağlanması işlemidir. Geri dönüşümü olmadığı için, gelecekte çocuk isteği olmayan çiftler için uygun bir yöntemdir. Tüplerin bağlanması fiziksel, ruhsal veya cinsel bir değişikliğe neden olmaz. Koruyuculuğu % 100'e yakındır. Sezaryen doğumlarda, doğumla eş zamanlı yapılabilen bu işlem ayrı bir seansta, küçük bir kesi ile veya kapalı yöntemle de (laparoskopik) yapılabilir.
 
Tüpleri bağlı kadın yeniden gebe kalabilir mi?
 
Koruyuculuğu % 100'e yakındır. Yeniden gebe kalmak isteyen kadınlarda mikrocerrahi ile tüpler yeniden birbirine bağlanabilir ancak başarı şansı düşük olan bu gibi ameliyatların yerine tüp bebek tedavisi yaygın olarak kullanılmaktadır.
 

Erkekte Tüplerin Bağlanması (Vazektomi):

Erkeklere ait bir korunma yöntemi olduğundan kadınları son derecede özgür kılan ve mutlu eden bir uygulamadır.

Vazektomi, erkekte sperm hücrelerinin testislerden, depolandıkları bölgelere geçişinin cerrahi yöntemlerle kalıcı olarak bozulması işlemidir.


Vazektomi işlemi sonrasında boşalma (ejakülasyon) esnasında boşalan sıvının dış görünüşünde ve miktarında hiç bir değişiklik olmaz, ancak sıvıda sperm hücreleri olmadığından gebelik oluşmaz.

Vazektomi geri dönüşümsüz, sperm "kanallarında" ciddi hasar oluşturan bir yöntemdir ve tüplerin eski haline getirilmesi çok zordur. Kanalların yeniden açılmasına yönelik mikro-cerrahi ameliyatlar maliyeti yüksek ve başarı şansları düşük operasyonlardır.

Bu ileride çocuk sahibi olmak isteyip istemediği konusunda kararsız olan erkeklerde uygulanmaz. Eşin rızası olmadan yapılan uygulamalarda eş boşanma başvurusunda bulunabilir. Bu nedenle eşin de rızası alınmalıdır.

Kısa süren bir cerrahi işlemdir. Lokal anestezi altında (uyuşturularak) yapılan ufak bir kesiden vaz deferenslerin kesilip bağlanması şeklindedir. Hastanede kalmayı gerektirmez.

Koruyuculuk oranı %100'e yakın olmakla beraber uygulanan yöntem ve bazı bireysel özellikler nedeniyle çok nadiren gebelik oluşabilir.

 

Acil Kontrasepsiyon

Korunmasız girilen bir cinsel ilişkiden hemen sonra istenmeyen bir gebeliğin önüne geçilmesi amacıyla uygulanan doğum kontrol yöntemleri acil kontrasepsiyon olarak adlandırılır.Günümüzde bu amaçla kullanılan iki yöntem hormonal kontrasepisyon ya da rahim içi araç (RİA) (spiral) yerleştirilmesidir. En sık bilinçli olark girilen korunmasız bir ilişki sonrasında kullanılmakla birlikte örneğin prezervatfin yırtılması gibi beklenmeyen durumların ortaya çıkması halinde de kullanılmaktadır. Bir diğer uygulama alanı ise tecavüz mağdurlarıdır.

Hormonal acil kontrasepsiyon spirale göre daha popüler bir uygulamadır. Doktorunuz ilişkinin üzerinden geçen zamanı ve durumunuzu göz önüne alarak size en uygun yöntemi önerecektir.

Hormonal acil kontrasepsiyon
Yurt dışında uzun süredir satılan ertesi sabah hapı ya da orijinal deyişiyle morning after pill içinde belirli sayıda doğum kontrol hapı içeren ilaçlardır. Ancak bu isim yanlış anlamalara neden olabilmektedir. Çünkü yöntem sadece 24 saat değil ilişkiden sonraki ilk 72 saat içinde etkili bir şekilde kullanılabilir.

Bu ilaçlar Amerika Birleşik Devletlerinin bazı eyaletlerinde eczane ve marketlerde reçetesiz olarak satılabilmektedir. Bazı eyaletler ise sadece doktor reçetesi ile alınabilmektedir. Ülkemizde ise 2003 yılının son aylarında iki değişik marka ertesi gün hapı piyasaya sunulmuştur. Bu ilaçlar eczanelerden reçetesiz olarak alınabilmektedir.

Pek çok istenmeyen gebelik korumasız ilişkiler ya da prezervatif yırtılması gibi kazalar sonrası oluşmaktadır. Acil kontrasepsiyon dölenme oluşsa bile bu embryonun rahim içine tutunmasını engeller. Bu nedenle düşük yapmak için kullanılamaz. Var olan bir gebelik durumunda ilaç hiçbir işe yaramayacaktır.

Korunmasız ilişki sonrası alınan yüksek doz hormonların gebelik oluşumunu nasıl engellediği tam olarak açık değildir. Bu konuda birkaç değişik mekanizmanın rol aldığı düşünülmektedir. Acil kontrasepsiyon amacıyla alınan hormonlar hamilelik için gerekli olan doğal hormonal dengeyi bozarak ya yumurtlamanın gecikmesine neden olmakta ya da rahim zarında düzensizlik yaratarak embryonun buraya tutunmasını engellemektedir.

Tedavinin etkili olabilmesi için hem östrojen hem de progesteron adı verilen hormonların birarada alınması gereklidir. Bir diğer alternatif olan sadece progesteron alınması ise diğer yönteme göre etkinliği tam olarak aydınlatılamamış bir yöntemdir. Ancak son zamanlarda yapılan araştırmalar sadece progesteron içeren hapaların da korunmasız ilişki sonrası erken dönemde alındığında etkili olabildiğini göstermektedir.Progesteron hormonunu bloke eden ajanlar ise çok yüksek etkinliğe sahip olmakla birlikte tüm dünyada henüz kabul görmemiş ilaçlardır. Benzer şekilde yüksek doz östrojen kullanımının da hem etkinliği tartışmalıdır hem de yan etkisi fazladır.

Östrojen ve Progesteron (Yuzpe Yöntemi)
Korunmasız ilişkiyi takiben ilk 72 saat içinde, 12 saat arayla toplam 2 kere alınan belirli dozda östrojen ve progesteron hormonu şeklinde olan uygulamaya Yuzpe yöntemi adı verilir. Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi tarafından güvenli olduğu 1997 yılında onaylanan bu yöntemin başarı şansı %97-98 civarındadır. Ancak hamile kalma şansının en yüksek olduğu dönemde ilişkiye giren kadınlarda başarı şansının biraz daha düşük olması beklenir. Kanada Jinekolog ve Obstetrisyenler birliğine göre Yuzpe yöntemi acil kontrasepsiyon uygulanmadığında oluşacak tüm gebeliklerin %75’inin önüne geçmektedir. Tedavi ilk 72 saat süresince etkin olmakla birlikte ne kadar erken uygulanırsa etkinliği o oranda artmaktadır. Yine son zamanlarda yapılan araştırmalar önceki bilgilerin aksine korumanın ilk 72 saat ile sınırlı olmadığını, etkinliğin 120 saate kadar uzayabildiğini ortaya koymuştur.

Kullanılmaması gereken durumlar
Yuzpe yönetminin kullanılmaması gereken tek durum bir gebelik varlığıdır. Dünya Sağlık Örgütüne göre Yuzpe yönteminin kullanılmamasını gerektiren bilinen bir tıbbi durum yoktur. İngiltere’de 13 yılda 4 milyondan fazla kullanım sonrası sadece 6 hastada ciddi yan etki bildirilmiştir. 3 hastada damarlarda pıhtı oluşumu bildirilirken 3 hastada da beyinde hasar yaratan olay saptanmıştır ancak bu 6 olguda da olayın acil kontrasepsiyon ile kesin bağlantısı gösterilememiştir. Genel olarak doğum kontrol hapı kullanması sakıncalı olan kişilerde hormonal acil kontrasepsiyon da tercih edilmemelidir.

Yan etkiler
Yuzpe yönteminde en sık karşılaşılan yan etki bulantı ve kusmadır. Hastaların %50’sinde bulantı görülürken %19’unda kusma da olaya eşlik etmektedir. İlaç alımından 30 dakika önce bulantı giderici ilaç kullanımı ya da ilacın tok karnına alınması bu yan etkileri azaltabilir. Diğer yan etkiler ise baş ağrısı, halsizlik ve kasık ağrısıdır (rahimde kramp tarzında kasılmalara bağlı olarak). İlacı aldıktan sonra 1 saat içinde kusma olursa dozun tekrarlanması gerekebilir.

Hap kullanımını takiben hafifi lekelenme tarzında kanama olabilir. Adet kanaması ise bekleneneden biraz daha önce gelebilir.

Sadece Progesteron
Yuzpe rejiminden farklı olarak acil korunmada önerilen bir başka yöntem de sadece progesteron içeren ilaçlardır. Ülkemizde de 2003 yılının son aylarından itibaren eczanelerde reçetesiz satılmaya başlanan bu ilaçların etkinliği Yuzpe rejimine göre biraz daha düşük olsa da bulantı ve kusma gibi yan etki görülme sıklığı daha azdır.

Uyarılar

  • Acil kontrasepsiyon amacıyla satılan ertesi gün hapları sadece korunmasız ilişki sonrası kullanılmalıdır
  • Ertesi gün hapları bir düzenli doğum kontrol yöntemi değildir ve sürekli kullanılmamalıdır
  • Ertesi gün hapları sadece oluşmamış gebelikleri engeller. Bu ilaçlar var olan gebeliği sonladırmaz. Bir başka deyişle ertesi gün hapları kürtaj ya da düşük hapı değildir.
  • Haplar mutlaka prospektüsünde tarif edildiği şekilde kullanılmalıdır.

SPİRAL
Korunmasız bir ilişki sonrası istenmeyen bir hamileliğin önüne gemek için kulanılabilecek olan bir diğer yöntem de spiral takılmasıdır. Spiralin bu durumda gebeliği nasıl engellediği tam olarak bilinmemekle birlikte başarısız olma olasılığı 1000’de birden daha düşüktür.

İlişkiyi takip eden ilk 7 gün içinde spiral takılabilir. Aktif ya da kısa süre önce geçirilmiş pelvik iltihabi hastalığı olanlarda ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından yüksek risk grubunu oluşturan kadınlarda spiral tercih edilmesi gereken yöntem değildir.

Acil kontrasepsiyon amaçlı spiral kullanımına bağlı görülebilecek yan etkiler normalde görüebilecek olan yan etkiler ile benzerdir. Bunlar kramp, kanama, enfeksiyon gibi etkilerdir.

 

Ertesi gün hapları

Korunmasız girilen cinsel ilişkiden sonra istenmeyen bir gebeliği önlemek için uygulanan yöntemler acil kontrasepsiyon olarak tanımlanır. Bu amaçla ilişkiden sonraki ilk 72 saat içinde yüksek doz östrojen ve progesteron ya da sadece progesteron içeren haplar alınabileceği gibi, ilk 7 gün içinde spiral de takilabilir.

 

Dünyanın çeşitli ülkelerinde korunmasız bir ilişkiden sonra istenmeyen gebelikleri önlemek amacıyla uzun zamandan beri kullanılan, İngilizce “morning after pill” olarak tanımlanan ve Türkçeye “ertesi gün” ya da “ertesi sabah” hapı şeklinde çevrilebilecek olan bu ilaçlar 2003 yılının son günlerinde iki ayrı ilaç firması tarafından Türkiye’de de satışa sunuldu.

Eczanelerde reçetesiz olarak satılan bu ilaçlardan ilki hem östrojen hem de progesteron hormonu içeriyor. Acil doğum kontrol kiti olarak tanımlanan Preven isimli ürün içinden bir adet kullanım kitapçığı, bir adet gebelik testi ve 4 adet haptan oluşuyor.

Uygulama daha önceden oluşmuş gebeliklerin sonlandırılmasında etkili olmadığı için kullanım öncesinde kadının geb olmadığının bilinmesi gerekli. Bu nedenle kullanım öncesi ürünün içinden çıkan gebelik testinin yapılması şart. Gebelik testinin olumsuz olduğu görüldükten sonra kutunun içinden çıkan 4 adet hap kullanım kitapçığında tarif edildiği şekilde alınıyor.

Norlevo adıyla piyasaya sürülen diğer ürün ise sadece progesteron hormonu içeriyor. Kutunun içinden 2 adet hap çıkıyor. Bu haplar korunmasız ilişki sonrası ilk 72 saat içinde önerilen şekilde alındığında gebeliği yüksek oranda engelleyebiliyor.

Ancak dikkat edilmesi gereken nokta cinsel eğitim düzeyinin yetersiz olduğu ya da hiç olmadığı Türkiye gibi ülkelerde bu ilaçların biliçsiz kullanımının istenmeyen sonuçlar doğurabilecek olması. Cinsel bilincin ve doğum kontrolu alışkanlığının olmadığı durumlarda etkili ve güvenli bir doğum kontrol yöntemi kullanmak yerine her ilişki sonrası çok hatalı bir şekilde ertesi gün haplarının kolaylıkla kullanılabilecek olması bu ilaçların reçetesiz satılması ile ilgili en önemli endişe kaynağı. Çünkü ertesi gün hapları rutin kullanım açısından uygun değil.

Bilinen ciddi yan etki görülme şansı az olmakla birlikte yöntem cinsel ilişki sırasında prezervatifin yırtılması ya da delinmesi, rahim içi aracın yerinden çıkması, geri çekmede hata, doğum kontrol haplarının unutulup alınmaması ve tecavüz gibi olaylar sonrasında kullanılmalıdır. Herhangi bir nedenle ilişki sırasında hiçbir yöntem uygulanmayan durumlarda kullanımı ise sınırlandırılmalıdır. Çiftler bu ilaçlara güvenerek prezervatif, doğum kontrol hapı, spiral gibi etkili bir doğum kontrol yöntemi kullanmaktan vaz geçmemelidir.

Vajinal Duş

Vajinal duş nedir?
Vajinal duş, vajinal akıntı ya da diğer materyali mekanik olarak temizlemek için vajina içini basınçlı su ya da başka bir sıvı ile yıkamak anlamına gelir. Öte yandan vajinal duş için kullanılan çeşitli parfümlü materyal ya da ilaç da mevcuttur.

Kadınlar neden vajinal duş yaparlar ?

  • Adet kanaması sonrası vajinada kalan kanı temizlemek için
  • Cinsel ilişki sonrası hamile kalmamak ya da cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı korunmak için (vajinal duş be gebelikten korur ne de cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlar)
  • Vajial kokuları azaltmak için. Vajina bölgesinde kötü koku olan kadınlar mutlaka jinekologlarını ziyaret etmelidirler. Vajinal duş durumu düzeltmek yerine daha da kötüleşmesine neden olur.
  • Bazı kadınlar düzenli olarak vajinal duş yapmadıkları taktirde kendilerini temiz hissetmezler.
  • Kronik vajinal mantar enfeksiyonu, ya da kronik bakteriyel enfeksiyon varlığında tıbbi olarak içerisinde bazı özel solüsyonlar ile vajinal temizlik önerebilirler. Bu amaçla yapılacak olan vajinal duş yalnızca doktorunuzun önerisiyle ve onun reçete edeceği solüsyonlar ile yapılmalıdır.

Vajinal duş sağlıklı mıdır?
Bu sorunun tek ve kesin bir cevabı vardır: HAYIR

Özellikle gebelikten korunmak için vajinal duş uygulaması son derece etkisiz bir yöntemdir. American Journal of Public Health dergisinde yer alan bir araştırmaya göre vajinal duş bir kadının hamile kalma olasılığını sadece %30 oranında azaltmaktadır.

Düzenli yapılan vajinal duş kadının vajinadaki kimyasal dengesini bozarak enfeksiyonlara eğilimli hale gelmesine neden olur. Duş sırasında yeni mikroorganizmaların vajinaya girişine neden olunabilir. Bu mikroplar rahim ağzı, rahim ve tüplere ulaşarak ciddi enfeksiyonlara neden olabilirler. Yapılan araştırmalar düzenli vajinal duş yapan kadınlarda bakteriyel vajinozis başta olmak üzere çeşitli vajinal enfeksiyonlarla cinsel yolla bulaşan hastalıklara daha fazla rastlanıldığını ortaya koymaktadır.

Daha ciddi bir komplikasyon ise pelvik iltihabi hastalıktır (PID). Düzenli olarak avjinal duş yapan kadınlarda pelvik iltihabi hastalık geçirme riski %78 daha fazladır. PID uzun dönemde kısırlık ve hatta tedavi edilmediği taktirde hayati tehlikeye neden olabilen bir durumdur.

Bu nedenle rutin temizlik için düzenli vajial duş yapılması sağlıklı değildir ve günümüzde kesinlikle önerilmemektedir. Vajinayı temizlemenin tek güvenli ve sağlıklı yolu vajinanın kendi kendini temizlemesine izin vermektir. Vajinadaki kimyasal denge çok hassastır ve bu dengedeki küçük sapmalar ciddi olumsuz etkilere neden olabilmektedir.

Vajina kendi kendini nasıl temizler?
Vajina kendi mukus salgısı ile kendi kendini doğal olarak temizleme yeteneğine sahiptir. Bu nedenle ilişki sonrası, tuvaletten sonra ya da yıkanırken vajina içini yıkamamaya özen gösterin. Dış bölgeleri temizlemek için ılık su ve parfümsüz beyaz sabun kullanabilirsiniz. Doktorunuz önermedikçe kadın hijyenine yönelik sabun, sprey, pudra türü maddelerin kullanımı yeterli bir vajinal temizlik için gerekli değildir. Üstelik bu tür maddeler vajinada irritasyon ve alerjik reaksiyona neden olabilir.

Aşağıdaki durumların varlığında jinekoloğunuzla görüşmelisiniz:

  • Vajinada ağrı
  • Vajinada yanma hissi
  • Vajinada kaşınma
  • Vajinadan kötü koku gelmesi
  • İdrar yaparken yanma
  • Normal akıntıdan daha farklı türde ve renkte içinde peynir kesiği ya da kireç benzeri parça içeren akıntı

Muayeneye gitmeden önce asla vajinal temizlik yapmayınız. Bu tür bir temizlik vajinal akıntıyı uzaklaştırarak jinekoloğunuzun tanıya ulaşmasını güçleştirir.

Vajinal duş bir doğum kontrol yöntemi değildir ve cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruyucu değildir.

 

 

 

Sayfamızı Paylaşın